Bi Kahve?

Diyetisyen Serap Akyol

Sabah ayılamayanların, akşam yorgunluğunun en güzel ilacı; gece ise yetişmeyen işlere ya da çalışılması gereken derslere yardımcı: KAHVE

Sudan sonra en çok tüketilen içecek

Dünya genelinde günde 2,2 milyar fincan civarında kahve tüketiliyor. Uluslararası Kahve Organizasyonu’nun (ICO) hazırladığı raporda kişi başına yıllık kahve tüketiminin 12 kilogramı bulan ülkeler var. Türkiye’de son 5 yılda yüzde 13,2 artış göstererek kişi başına 1,1 kilogramlık tüketime çıkmış durumda. Pandemiyle beraber ofis ve kafelerin sınırlı hizmet vermelerine rağmen çok az düşüşle 60,4 bin tonluk ithalat gerçekleşti. Kahve tüketiminde liste başında yıllık 1,5 milyon tonla ABD gelirken, Brezilya ve Japonya onu takip ediyor. Petrolden sonra ticareti en çok yapılan ürün olan kahveden biraz bahsedelim.

Kahve bir meyvedir

Coffea bitki ailesinde olan ağaçların meyve çekirdekleri aslında kahve. Beyaz çiçekleri olan küçük kiraz ila alıca bezeyen ağaçta yetişen bir meyve. Kahve meyvesinin %20’si çekirdeğini oluşturuyor. Yani 5 kilogram kahve meyvesinden ancak 1 kilogram çekirdek elde ediliyor. Yaklaşık 25 milyon çiftçi, kahve haşatıyla uğraşıyor. Sürekli meyve veren bu ağaçtan, olgunluğa ulaşmış olanlar tek tek elle toplanıyor. Yeşil çekirdekler sınıflandırılıp ayıklanıyor. Birçok proses ve işlemden geçtikten sonra mutfaklarımıza kadar giriyor. Toprak, aldığı su, güneşlenme zamanı, nem kahvenin tadını ve aromasını etkiliyor. Tabii bunlarla da kalmıyor, çekirdeğin tazeliği, bekleme koşulu, cihazların temizliği, yapılırken nasıl öğütüldüğü, suyun ph’ı hatta baristanın bu işi ne kadar bilmesine kadar gidiyor güzel kahvenin sırrı.

Kahveyi kim buldu?

Yaygın bir inanışa göre kahvenin keşfi bir çoban ve onun keçisine dayanıyor. Etiyopya’da yaşayan Kaldi isimli bir çoban bir ağacın meyvelerini yiyen keçilerinin daha enerjik olduklarını fark eder. Meyvelerden toplayarak yakınındaki manastıra götürür. Baş keşişin bu meyvelerden hazırladığı içeceğin kendisine enerji verdiğini anlar. Bunun üzerine uzun süren akşam ayinleri için manastırda kahve kullanılmaya başlanır. Bu içecek 16. yüzyılda Arap yarımadasına kadar yayılır. İçecek olarak kullanımı Güney Arabistan olduğu düşünülmekte. Oradan da ticaret yollarıyla Türkiye üzerinden 17.yüzyılda Avrupa’da yaygın kullanıma girer. Bizim Türk Kahvemiz bu yıllar arasında, geleneklerinden hiç taviz vermeden günümüze kadar yolculuk yapıyor.

Faydası çok

Güvenilir düzeyde kahve tüketiminin bir çok faydası bulunmakta. Herkesin bildiği ve deneyimlediği üzerine konsantrasyona birebir. Kahvede doğal olarak bulunan kafein uyanıklık durumunu ve dikkati arttırıyor. İşte, okulda dayanıklılığımızı arttırmaya birebir.

Kahvede kafein dışında 400 fazla kimyasal bileşik bulunmakta. Antioksidan maddelerde bunların içinde. Antioksidanlar vücuda zarar veren serbest radikallerle savaşıyor. Hücrelerinizi dolayısıyla sizi genç tutuyor.

Araştırmalarda görünen en büyük faydalardan biri de Tip 2 diyabet gelişim riskini azaltması. Günlük 3-4 fincan kahve tüketiminin tip2 diyabet üzerinde olumlu faydaları var. Tabi burada kahveyi sade tüketiminin altını çizmek lazım.

Kahve bilinenin aksine -aşırıya kaçmadıkça- ödem oluşturmaz. Güvenilir düzeyde kahve tüketimi hidrasyon üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını gösteren çalışmalar mevcut.

Kadınların büyük düşmanı selülit ile ilgili yalanlardan biri de kahvenin buna sebebiyet vermesi. Eğer siz kahveyi süt tozlu ya da şekerli tüketmiyorsanız kahvenin selülit oluşturduğu koca bir yalan.

Kahve tüketiminin kısa vadede tansiyonu arttırdığı ortaya konulmuş olsa da, çalışmalar gösteriyor ki orta düzeyde tüketimde, kalp damar hastalıkları riskinde doğrudan olumsuz etki beklenmez.

Konsantrasyon ya da bilişsel fonksiyonlara geri dönecek olursak; özellikle alzheimer’a yakalanma riskinde azalama olabileceğini gösteren yayınlar mevcut. Bilişsel zayıflamayı azaltmak için 1-2 fincan kahvenin faydasından yararlanılabilir.

Ve başımızın belası kaloriler.. Kahve mi? Yaşasın, kalorisiz. Diyetlerde istediğin şekilde -abartmadan- içebilirsiniz. Tabi süt, şeker, krema ya da şurup ekleyerek onu kalorili hale getirmezseniz!

Ne kadar kahve içilmeli?

Yudumladığınız kahve 15 dakika içinde midede emiliyor ve etkilerini göstermeye başlıyor. Kana karışan kafein beyine ulaşıyor ve norepinefrin, dopamin salgılanıyor. Daha aktif ve enerjik hissetmeye başlıyorsunuz. Peki bunun limiti nedir? Sürekli içersek aynı etkiyi hissedermiyiz? Burada önemli olan etken madde ‘kafein’. Güvenilir kafein alımı 300 mg.
Bardak hesabına vuracak olursak; 3-4 fincan Türk kahvesi, 2-3 fincan espresso ya da 2 bardak filtre kahve maksimum düzey kahve yani kafein alımına eşit oluyor.

Kahvedeki kafein miktarı, kahvenin kavurma oranına, çekirdek cinsine, demlenme şekline, kahvenin miktarına ya da hazırlama süresi gibi birçok parametreye göre değişiklik gösterir. Fakat bilinen gerçek; TOKSİK OLAN DOZDUR!

Fazlası zarar!

Aşırı kahve tüketimi kan basıncında ani yükselmelere sebep olacak; kalp aritmisini arttıracaktır. Çarpıntı, taşıkardi ya da düzensiz kalp atımları yüksek kafein alımında bilinen yan etkilerdir.

Nasıl konsantrasyonu arttırıyor diyorsak, fazlası uyku problemlerine neden oluyor. Ram uykusuna geçişi engeller ve uyku süresini azaltabilir.

Yapılan çalışmalarda günde 300 mg dan daha fazla kafein alımının gebe kalmayı geciktirdiğini bulunmuş. Aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor ve kadınlarda doğurganlık oranını azaltabiliyor.

Birçoğumuz kahve tükettikten sonra idrara çıkmanın hızlandığını farkederiz. Kafeinin diüretik etkisi miktarına bağlıdır; kafein arttıkça sıvı atımı artar. Fazla idrarla mineral kayıpları oluşabilmektedir. Bunlardan en önemlisi kalsiyum atımı; bu ilerleyen süreçte kemik kayıplarına neden olabilir. Kahve tüketimiyle doğru orantılı su ile hidrasyonu sağlayamazsak sorun oluşturur. Bizim kırk yıllık Türk kahvemizin yanında boşuna su verilmiyor.

Kahve tüketiminin fazla olması mide asit salgısında aşırı artışa neden olmaktadır. Bu durum reflü ya da mide bulantısı gibi durumları beraberinde getirir.

Kahveyi bir anda kesmeye çalışmak huzursuzluk ve sinirlilik hali yaratır. Yavaş yavaş azaltmalı ve semptomları en aza indirmelisiniz.

Bi kahve?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*