Mevcut pastadan pay almaktansa kendi pastamı oluşturdum

Mustafa Özer / Lacivert Ticaret Tekirdağ Samsung Bayisi

Öncelikle sizi ve firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?

Koç Grubu’nun Arçelik şirketinde, mali işler alanında 25 yıllık bir kurumsal kariyerim oldu. İlk olarak Taşdelen’deki fabrikada çalışmaya başladım. Daha sonra Çerkezköy Kampüsü’ne taşındık. Burada hem motor hem de kurutma birimlerinin muhasebe sorumluluğunu üstlendim. 1969 doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü mezunuyum. 1994 yılında Koç Grubu ile yollarımız kesişti. Arçelik’ten ayrıldıktan sonra yaklaşık 6 ay dinlendim ve ardından beyaz eşya bayiliği yapmaya karar verdim. Sonuçta yine aynı sektörün içindeydik, ancak esnaflık tarafı bambaşka bir deneyimdi. 2016 yılında fiilen faaliyete başladık, 2017 yılında ise büyük bir açılış gerçekleştirdik. Yaklaşık 9 yıldır bu işin içindeyiz. İlk olarak Samsung ile yola çıktık, ardından Uğur Derin Dondurucu markasını portföyümüze ekledik. Kuruluşumuzda SVS ile çalıştık; ilk distribütörümüz onlardı. Daha sonra Gürses Kurumsal ile iş birliğine başladık. Şu anda Samsung ve Altus ürünlerini kendilerinden temin ediyoruz. Eşimle birlikte çalışıyoruz. Şirketin sahibi zaten eşim; en başından beri bu yolculuğu birlikte sürdürüyoruz. Firma, Hande Özer adına faaliyet göstermektedir.

Koç Grubu’nda bu kadar uzun yıllar çalışmış biri olarak neden onların bir markası ile değil de Samsung ile çalışıyorsunuz?

Samsung markası, uzun süredir yakından takip ettiğim bir markaydı. Tercih etmemdeki en önemli etkenlerden biri de Tekirdağ’da o dönemde Samsung bayisinin olmamasıydı. Bu noktada ticari olarak düşünmek gerekiyordu. Eğer Arçelik ya da Beko bayiliği alsaydım, mevcut pastadan bir pay almaya çalışacaktım. Bunun yerine, kendi pastamı oluşturmak adına farklı bir marka ile ilerleme kararı aldım. Bugün baktığımda, bu stratejinin doğru bir karar olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Daha sonra ürün gamımızı genişletmek amacıyla Uğur Derin Dondurucu markasını portföyümüze ekledik. Çünkü Samsung’un dondurucu ürün grubu yoktu. Bir dönem Silverline markasıyla da çalıştık; ancak hem finansal hem de tedarik tarafında yaşanan ciddi sıkıntılar nedeniyle bayiliği sonlandırmak zorunda kaldık. Uğur markasının ankastre grubuna da girmesiyle birlikte, bu alanda yeniden onlara yöneldik. Yaklaşık 9 yıldır aynı istikrarla yolumuza devam ediyoruz.

Mağazanızın fiziki özelliklerinden bahseder misiniz?

Mağazamız, bölgenin ilk ve tek AVM’sine oldukça yakın bir konumda yer alıyor. Ayrıca perşembe ve pazartesi günleri kurulan semt pazarının bulunduğu sokakta yer alması, mağazamıza ciddi bir görünürlük sağlıyor. Kısacası, herkesin bildiği ve kolayca fark ettiği bir noktadayız. Mağazamız 145 metrekare büyüklüğünde. İlk etapta kiracı olarak başladık, ancak zamanla imkânlarımızı zorlayarak mağazayı satın aldık. Bu da işimize ve bulunduğumuz lokasyona olan inancımızın bir göstergesi oldu.

Bölgenizden kısaca bahseder misiniz?

Samsung, özellikle genç jenerasyonu yakalayan bir marka. Arçelik ve Beko ise yılların getirdiği güçle neredeyse her kesime hitap eden, oturmuş markalar. Samsung bu noktada onlara alternatif bir seçenek olarak konumlanıyor. Fiyat olarak ilk etapta biraz yukarıda kalsa da özellikle çeyiz setlerinde önemli bir alternatif haline geldi. Zaten telefon tarafında herkesin bildiği bir markaydı; ancak beyaz eşya tarafında, mağazamızı açtıktan sonra Tekirdağ’da marka bilinirliği ciddi şekilde arttı. Birçok kişi Samsung’u televizyon ve telefon markası olarak tanıyordu, beyaz eşyayı ise bizimle görmüş ve deneyimlemiş oldular. Biz işe başlarken elden taksitli satış modeline hiç girmedik. Ciroyu kısa vadede artırabilirdi ama sonrasında tahsilatın peşine düşmek çok daha zor olacaktı. Bu nedenle en başından itibaren bu modele hiç bulaşmadık. Zamanla da elden taksitli satışların ciddi sorunlar yarattığını net bir şekilde gördük. Satışlarımızı elden nakit ya da kredi kartı üzerinden yürütüyoruz. Bu yaklaşım hem finansal disiplini korumamızı hem de sürdürülebilir bir yapı kurmamızı sağladı. Biz kendimizi yenilikçi bir marka yapısı içinde konumlandırıyoruz. Samsung’un özellikle yeni jenerasyona hitap eden, inovatif ürünleri oldukça başarılı. Açıkçası, Samsung reklam ve iletişim tarafını biraz daha yaygınlaştırabilirse, pazardaki etkisinin çok daha güçlü olacağına inanıyorum.

Tüketicilerin Samsung markasına bakış açısı nasıl?

Bize güveniyorlar. Ürünlerin kalitesini ve malzeme yapısını bizzat görüp, dokunup denedikten sonra çoğu müşterinin fikri değişiyor. Biz global bir markayı temsil ediyoruz ama yerel insanlarız. Ben Tekirdağlı, Malkaralıyım. İnsanlar bizi tanıdıkça güven duygusu daha da pekişiyor. Bunun yanında, kaliteli ürün sunduğunuzda bu güvenin devamı da kendiliğinden geliyor. Bugün geldiğimiz noktada, pazarda kendimize iyi bir yer edindiğimizi düşünüyorum. Gürses sizin için ne ifade ediyor? En büyük tedarikçimiz Gürses Kurumsal. Ağırlıklı olarak Samsung, zaman zaman da Altus grubundan ürünler alıyoruz. Samsung’un ürün gamı oldukça geniş; ancak biz doğrudan Samsung merkezle çalışmayı çok tercih etmedik. Gürses ile çalışmalarımız rahat, Ürünler sorunsuz şekilde doğrudan depomuza geliyor. Tedarik tarafında herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz.

Bu açıdan baktığımızda, kendilerinden son derece memnunuz. Beyaz eşya sektörünün sorunları nedir? Bunlar için önerileriniz nedir?

Her esnafta, her mağazada yaşanan genel tablo burada da geçerli. İnternetin etkisi ayrı, pandemi dönemi ayrı bir süreçti. Pandemi döneminde gerçekten çok iyi işler yapıldı. Gelir tarafında sıkıntılar vardı ama pandemi aynı zamanda bir motivasyon da yarattı. Ancak son dönemde insanlar parasını harcamak istemiyor, bir şekilde elde tutmayı tercih ediyor. Altın gibi güvenli limanlara yöneliyorlar. Beyaz eşyada ürün hâlâ çalışıyor ama artık “hadi değiştirelim” dönemi bitti. Ürün nerede bozuluyorsa, ancak o zaman değişim oluyor. Çeyiz gruplarında fena değiliz, mevsim geçişlerinde de hareketlilik yaşanıyor. Ancak enflasyon algısı çok yüksek. Bu da Türkiye’nin uzun süredir yaşadığı, adeta kanıksanmış bir durum. Piyasada konuşulduğu gibi ciddi bir nakit sıkıntısı var. İnsanların gelirleri artmıyor. Gelir artışı olmayınca bunun alışverişe yansıması da mümkün değil.

İşinizi severek yapıyor musunuz? Çocuklarınıza tavsiye eder misiniz? Bu iş sürdürülebilir bir iş mi?

Bir oğlum var. Üniversitede işletme okuyor. İşi benimsemiş durumda ve şu anki tabloya bakınca devam edecek gibi görünüyor. Zaten beyaz eşya perakendeciliği, doğru yönetildiğinde sürdürülebilir bir iş. İnternet satışları giderek artıyor; ancak beyaz eşya özelinde, özellikle cadde mağazalarında satışlar hâlâ devam ediyor. İnsanlar mağazaya gelip, yüz yüze muhatap olmayı, ürünü görüp konuşarak alışveriş yapmayı tercih ediyor. Bu kanalın, belli bir ölçekte de olsa yoluna devam edeceğine inanıyorum. Yaklaşık 9 yıldır bu sektörün içindeyim. Eğer bu işe 10 yıl önce başlamış olsaydım, çok daha kârlı bir iş olduğunu rahatlıkla söylerdim. Bugün ise hem kendi deneyimim hem de bizden daha tecrübeli isimlerle yaptığımız sohbetler gösteriyor ki, para kazanılıyor ama eski kârlılıklar yok. Rekabet çok yüksek, internet etkisi büyük ve gelirler sınırlı olunca piyasa oldukça kısır bir döngüye girmiş durumda.

Yaptığınız mesleğin keyifli ve zor yanları nelerdir?

Koç Grubu’nda çalıştığım dönemde istediğim işi yaptım, bugün ise sevdiğim işi yapıyorum. Bundan gerçekten büyük bir keyif alıyorum. Şahıs firmasıyız; sürecin her aşamasını bizzat kendimiz takip ediyoruz. Yoruluyoruz ama buna rağmen işten aldığımız tatmin çok yüksek. Bizim için her müşteri potansiyel bir dost. Ben her zaman önce dost kazanmayı önemserim. Alışverişe gelen birçok insanla zaman içinde ahbaplık seviyesine geldik. İşin en keyifli tarafı da bu zaten; sürekli yeni insanlarla tanışıyor, birebir ilişki kuruyorsunuz. Ciddi kârlı satışlar artık çok sınırlı. Allah’tan mağazamız kira değil; aksi halde şartlar çok daha zor olurdu. Başka bir işimiz de yok, tüm odağımızı bu işe vermiş durumdayız.

Lacivert ismini nereden geliyor?

Öncelikle sarısı da var tabi yanında. Samsung’un rengi lacivert. Diğer bayiliklerimizin de rengi hep lacivert ile gidiyor. Lacivert renk olarak da denizin, ileri görüşlülüğün rengi aynı zamanda. Geleceğe dair hedefleriniz nelerdir? İşimizin hâlâ ciddi bir büyüme potansiyeli olduğuna inanıyoruz. Eşim sürecin her aşamasında aktif olarak yer alıyor, ben de öyle. Şu an sınırlı bir kadro ile yolumuza devam ediyoruz. Oğlumun da işin içine girmesiyle birlikte, şubeleşme fikri her zaman masada. Bu işte işin başında olmak her şeyi değiştiriyor. Biz en başından beri işimize sahip çıkıyoruz. Bizim için bir ürünü satmakla iş bitmez; ürün müşterinin evine girip sorunsuz şekilde kullanıldığı anda iş tamamlanır. Bu anlayışı müşteriye de yansıttığımızı düşünüyorum. Belki de bu yüzden, tüm zorluklara rağmen işler bir şekilde toparlanmayı başarıyor.

Bir kadın olarak bu mesleğe bakışınız nedir? Eşinizle birlikte çalışmanın zor ve kolay yönleri nelerdir? Hande Özer: Yaklaşık 9 yıldır bu sektörün içindeyiz. Eşimle birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmanın elbette artıları da var, eksileri de. Zaten beyaz eşya perakendeciliği kolay bir sektör değil; rekabetin oldukça yoğun olduğu bir alan. İnsanları ikna edebilme kabiliyetinizin de biraz güçlü olması gerekiyor, çünkü her müşteri tipiyle karşılaşıyorsunuz. İşimizi severek yapıyorum. Benim asıl uzmanlık alanım muhasebe ve finans. Ticaret hayatım daha sınırlıydı. Eşimin emeklilik sürecinden sonra, birlikte bu mağazayı açmaya karar verdik. Yaklaşık 25 yıllık kurumsal hayatın ardından bu işe girince, alıştığım birçok sistemi de buraya taşıdım. Örneğin stok kontrolünü yazılım üzerinden yapıyoruz. Kurumsal hayatta edindiğim tecrübeyi birebir işimize yansıtıyorum. Kendimi klasik anlamda bir esnaf olarak görmüyorum; daha kurumsal bir bakış açısıyla yaklaşıyorum. Servis tarafında bile disiplinli bir yapı kurmaya özen gösteriyorum. Sonuçta burada kazan–kazan anlayışı var. Sistemli çalışmayı seviyorum ve bunu işimde uyguluyorum.

Samsung bayiliği ne ifade ediyor size?

Burası bizim işimiz, ekmek kapımız. İnsanlara hitap etmekten, onlarla birebir iletişim kurmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu markayla birlikte büyümeyi hedefliyoruz. Oğlumun da bu işe “evet” demesi halinde, önümüzdeki dönem için farklı değerlendirmeler ve yeni planlar yapmayı düşünüyoruz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*