Philips, kişisel sağlık ürünleri portföyünü tüketici ihtiyaçları doğrultusunda geliştiriyor

Kişisel sağlık teknolojilerinin bireylerin yaşam kalitesinde giderek daha belirleyici bir rol üstlendiği bu dönemde, markaların sunduğu çözümler kadar bu çözümlerin arkasındaki vizyon da önem kazanıyor. Philips Kişisel Sağlık Türkiye Ülke Müdürü Sinan Kebapcı, bu röportajda Philips’in kişisel sağlık alanında 2026 yılına yönelik stratejik önceliklerini, değişen tüketici beklentilerini ve kategoride öne çıkması beklenen büyüme alanlarını değerlendiriyor. Dijitalleşmeden veri odaklı iletişime; kadın ve erkek bakım teknolojilerinden ağız ve diş sağlığı ile anne ve bebek sağlığına uzanan ürün gruplarıyla Kebapcı, Philips’in Kişisel Sağlık alanındaki global inovasyon gücünü Türkiye pazarının dinamikleriyle nasıl buluşturduğunu ve kişisel sağlıkta geleceği nasıl şekillendirmeyi hedeflediklerini paylaşıyor.

Philips Kişisel Sağlık olarak 2026 yılı için belirlediğiniz temel stratejik öncelikler neler? Bu yıl sizin için “fark yaratan” ana odak ne olacak?

2026 yılında da Kişisel Sağlık alanında önceliğimiz, bireylerin kendi sağlıklarını daha bilinçli ve proaktif şekilde yönetmelerini destekleyen çözümler sunmak olacak. Kadın ve erkek bakımı, ağız ve diş sağlığı ile annebebek sağlığı kategorilerinde, gelişen tüketici beklentilerini yakından takip ediyor; anlamlı inovasyonlar ve insan odaklı yaklaşımımızla kişisel sağlık teknolojilerini daha fazla insanın hayatını iyileştirmek hedefiyle geliştiriyoruz.

Tüketici davranışları her yıl değişiyor. 2026’da kişisel sağlık kategorisinde nasıl bir talep dönüşümü bekliyorsunuz?

2026’da da kişisel sağlık kategorisinde benzer tüketici eğilimlerinin güçlenerek devam etmesini bekliyoruz. Philips Türkiye’nin Ipsos Türkiye iş birliğiyle beşincisini gerçekleştirdiği Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması da bu tabloyu destekliyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 84’ü, teknolojinin kişisel sağlığın yönetiminde önemli fayda sağladığını belirtirken; toplumun yüzde 61’i sağlıklı yaşam ve uzun ömür (longevity) konusunda bilgi sahibi olduğunu ifade ediyor. Bu veriler, tüketicilerin kişisel sağlığı giderek daha fazla teknoloji destekli, bilinçli ve uzun vadeli bir yatırım alanı olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de tüketicilerin önceliklerini yeniden düzenlediğini; büyük ölçekli ve yüksek maliyetli harcamaları erteleyip, kendini iyi hissettiren ve yaşam kalitesini artıran ürünlere yatırım yapmayı sürdürdüğünü görüyoruz. Bu çerçevede en hızlı büyümesini beklediğimiz segmentlerin başında kadın bakım teknolojileri geliyor. Özellikle Philips Lumea IPL epilasyon cihazı, salon deneyimini ev ortamına taşıyarak tüketiciye uzun vadeli tasarruf sağlarken, kişisel bakımın verdiği mutluluğu da sunuyor. Bu yönüyle hem duygusal hem de rasyonel bir değer önerisi oluşturuyor. Erkek bakım ve tıraş kategorilerinde de benzer bir büyüme potansiyeli öne çıkıyor. Tüketiciler, evde pratik ve etkili çözümlerle kişisel bakım rutinlerini sürdürülebilir hale getirmeyi tercih ediyor. Ağız ve diş sağlığı segmentinde ise elektrikli diş fırçalarına olan ilginin artarak devam etmesini bekliyoruz. Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması’na göre katılımcıların yüzde 81’i ağız ve diş sağlığının genel sağlıkla doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyor. Bu içgörü, yükselen sağlık bilinci ve koruyucu bakım anlayışının bu segmentteki büyümeyi destekleyen temel faktörler arasında yer aldığını ortaya koyuyor. Anne ve bebek kategorisinde ise ebeveynler için bebeklerinin konforu, sağlığı ve güvenliği her zaman ilk sırada yer alıyor ve bu ihtiyaçları en iyi şekilde karşılayan çözümleri tercih ediyorlar. Özetle 2026’da kişisel sağlık kategorisindeki büyümeyi; teknolojiyle güçlenen sağlık bilinci, uzun vadeli fayda arayışı ve kendine ve sevdiklerine değer verme motivasyonunun birlikte şekillendirmesini bekliyoruz.

Philips’in global stratejileri ile Türkiye pazarı arasındaki uyumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Philips olarak amacımız, insanların sağlık ve yaşam kalitesini anlamlı inovasyonlarla iyileştirmek. 2030 yılına kadar her yıl 2,5 milyar insanın hayatını iyileştirmeyi hedefliyoruz. İnovasyon odaklı global stratejimiz, kişisel sağlıkta yazılım ve veri bilimine giderek daha fazla yatırım yapılmasını, ürünlerin insan odaklı tasarlanmasını ve sürdürülebilir etki yaratılmasını öngörüyor. Biz de Türkiye’de, bu yaklaşımı yerel ihtiyaçlarla harmanlıyoruz. Kadın bakımda Lumea IPL, erkek bakımda OneBlade ve yeni nesil tıraş makineleri gibi yenilikçi ürünlerimizle pazar liderliğimizi sürdürürken, anne ve bebek sağlığında Avent, ağız ve diş sağlığında ise Sonicare ile küresel yenilikleri Türk tüketicisinin beklentilerine göre sunuyoruz. Dijital ve bağlantılı çözümlere ağırlık verirken, 95 yılı aşkın Türkiye geçmişimizin getirdiği yerel deneyimi de kullanıyor; kampanyalarımızı kültürel değerlere ve tüketici içgörülerine uygun şekilde uyarlıyoruz.

2026 yılında marka iletişiminizde hangi mesajları ön plana çıkarmayı planlıyorsunuz?

2026 yılında iletişim odağımız, insanların kendi sağlıklarını yönetme gücünü artıran teknolojileri ve markamızın topluma yaptığı katkıları anlatmak olacak. İlk olarak ‘özbakım ve özgüven’ temasıyla yola çıkıyoruz. IPL kategorisinde liderliğini sürdüren Philips Lumea ile ‘acısız ve etkili tüy alma’ mesajını aktarırken, erkek bakım ürünlerimizle evde berber kalitesinde sonuç almanın verdiği rahatlığa dikkat çekiyoruz. Avent portföyümüzle bebeklerin hayata sağlıklı bir başlangıç yapmasına destek olurken, annelerin de kendilerine zaman ayırmasının önemini vurguluyoruz. İkinci odağımız, eşitlik ve toplumsal sorumluluk. Geçen yıl başlattığımız ‘Ebeveynlik Ekip İşidir’ kampanyasıyla babaları bebek bakımında aktif rol almaya çağırmaya devam ediyoruz. Babalar Günü ve Anneler Günü iletişimlerimizde bakımın aile içinde paylaşılan bir sorumluluk olduğunu anlatmayı sürdürüyoruz. Philips Lumea ile ‘Kendi Işığını Yansıt’ kampanyasında olduğu gibi, kadınların içlerindeki ışığı ortaya çıkarma cesaretine odaklanmaya devam ediyoruz. Son olarak, sürdürülebilirlik ve dijital yetkinlik konularında güçlü bir duruş sergilemeyi sürdürüyoruz. Böylece hem teknolojinin sunduğu olanakları hem de sosyal sorumluluk anlayışımızı bir bütün olarak yansıtmayı hedefliyoruz. Dijital pazarlama ve veri odaklı iletişim artık sektörün temel taşı.

Philips, kişisel sağlık kategorisinde dijitalleşmeyi nasıl konumlandırıyor?

Dijitalleşmeyi, kişisel sağlık kategorisinde yalnızca bir iletişim kanalı değil; tüketiciyi doğru içgörüyle anlamamızı ve ona en doğru temas noktalarında ulaşmamızı sağlayan stratejik bir yapı taşı olarak konumlandırıyoruz. Veri odaklı yaklaşımımızla, tüketici davranışlarını analiz ediyor; mesajlarımızı, içeriklerimizi ve kanal stratejilerimizi bu içgörüler doğrultusunda sürekli geliştiriyoruz. Amacımız, tüketicilerin bulunduğu dijital platformlarda, onların beklentilerine uygun, güven veren ve deneyim odaklı bir iletişim kurmak. Bu sayede hem marka ile bağ kurmalarını sağlıyor hem de dijital temas noktalarını uçtan uca daha etkili hale getiriyoruz.

Dağıtım kanallarında 2026 için nasıl bir büyüme öngörüyorsunuz? Geleneksel kanal – online kanal dengesi nasıl şekilleniyor?

Pandemi sonrası hızlanan dijitalleşme eğilimi 2025 boyunca da sürdü ve tüketicilerimizin çevrim içi kanallara yönelik ilgisi arttı. Bugün geldiğimiz noktada pek çok kişi, ihtiyaçlarını karşılarken hem fiziksel mağazaları hem de dijital platformları bir arada kullanıyor. Biz de eczaneler, teknoloji mağazaları ve geleneksel perakende noktalarımızda güçlü varlığımızı sürdürürken, internet sitemiz ve pazar yeri mağazalarımızda kişiselleştirilmiş fırsatlarla büyümeyi hedefliyoruz. Çok kanallı bir yapı kurarak, tüketicilere ister sahada uzman desteğiyle ister çevrim içi platformlarda kolayca erişim imkânı sunuyoruz. Önümüzdeki yıl dijital kanalların portföyümüzdeki payının artmasını beklesek de ürün deneyimi ve profesyonel danışmanlık açısından fiziksel kanalların önemini korumaya devam edeceğine inanıyoruz.

Philips Kişisel Sağlık kategorisinde 2026 yılında tüketiciyle buluşacak yeni ürünler veya ürün grupları hakkında bilgi verebilir misiniz?

2026’da kişisel sağlık portföyümüzde her kategoride yenilikler sunmayı hedefliyoruz. Kadın bakımı tarafında, kullanıcılara daha da kişiselleştirilmiş çözümler sunan, dijital teknolojilerle desteklenmiş yeni nesil ürünler üzerinde çalışıyoruz. Erkek bakımında, tek cihazla birden fazla stili uygulamaya imkân veren çözümler ve daha hassas tıraş deneyimi üzerinde duruyoruz. Ağız ve diş sağlığında, kişiye özel geri bildirimler veren ve günlük bakım rutinlerini destekleyen akıllı diş fırçalarını portföyümüze eklemeyi planlıyoruz. Anne bebek segmentinde ise hem bebeklerin konforunu hem de ebeveynlerin hayatını kolaylaştıracak yenilikçi ürünler hazırlıyoruz. Tüm bu çalışmalarımızın ortak noktası, tüketicilerimizin bakım rutinlerindeki ihtiyaçlarını dinleyerek onlara empatiyle yaklaşmak ve Türkiye’de mevcut portföyümüzü onların beklentileri doğrultusunda geliştirmek olacaktır. Bu nedenle daha bağlantılı, kullanıcı odaklı ve sürdürülebilir çözümler sunarak portföyümüzü genişletmeye devam edeceğiz.

Sağlık ve kişisel bakımda yeni nesil teknolojiler – yapay zekâ, sensörler, kişiye özel deneyim sunan akıllı cihazlar – Philips’in ürün stratejisine nasıl yansıyor?

Philips’in inovasyon gücü, yapay zekâ ve akıllı takip teknolojilerini günlük bakım rutinlerine entegre etmemizden geliyor. Lumea IPL cihazlarımız, SenseIQ teknolojisi ve ‘SmartSkin’ cilt tonu algılama özelliğiyle kullanıcıların cilt tipine uygun en konforlu ışık ayarını öneriyor ve uygulamayı mobil uygulama üzerinden adım adım yönetiyor. Uygulamaya entegre SkinAI fonksiyonları sayesinde cildinizi ve tüy yoğunluğunuzu analiz edip ilerlemenizi takip edebiliyor, kişiselleştirilmiş cilt bakım önerileri alabiliyorsunuz, sesli flaş sayacı özelliği ise uygulama esnasın atılan flaş sayısını takip etmenizi sağlıyor. Hibrit tıraş deneyimi sunan OneBlade ürünlerimiz, farklı stil seçeneklerini tek bir cihazda sunarak kullanıcıların kişisel bakımını kolaylaştırıyor. Sonicare elektrikli diş fırçaları, fırçalama basıncı ve süresine göre rehberlik eden akıllı takip özellikleriyle kullanıcıların diş bakım rutinlerini iyileştiriyor. Avent’in anne-bebek ürünleri ise yenilikçi biberonlar, göğüs pompaları ve bebek monitörleriyle hem bebeklerin sağlığını hem de ebeveynlerin konforunu destekliyor. Bu örneklerin tümünün, akıllı takip ve kişiselleştirme odaklı ürün stratejimizin Türkiye’deki somut yansımaları olduğunu söyleyebiliriz. Gelecekte de yerel ihtiyaçlara uygun bağlantılı çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.

Türk tüketicisinin kişisel sağlık ürünlerindeki beklentileri diğer ülkelere kıyasla nasıl farklılaşıyor?

Türkiye’de tüketicilerin kişisel sağlık ürünlerinden beklentileri hem pratiklik hem de duygusal tatmin üzerine kurulu. Yaptığımız araştırmalar, gençlerin ve Z Kuşağı’nın epilasyon ve saç şekillendirme kategorilerini yoğun kullandığını, satın alma öncesinde dijital olarak araştırma yaptığını ve ürün/ fiyat karşılaştırma sitelerinden görüş aldığını gösteriyor. Aynı araştırmalar, kişisel bakımın özgüveni güçlendirdiğini, stres ve yoğun tempoda ‘kendine zaman ayırma’ arzusunun öne çıktığını ortaya koyuyor. Türkiye’de marka güvenilirliği, satış sonrası hizmet ve ürünün uzun ömürlü olması, fiyat kadar önemli kriterler arasında yer alıyor; tüketiciler hızlı teslimat ve kolay iade imkânı sunan kanalları tercih ediyor. Diğer ülkelerden farklı olarak Türk tüketicisi, fiyat duyarlılığını korurken, kaliteli ve uzun ömürlü ürünlere yatırım yapmaya istekli. Bu nedenle ürünlerimizin uzun vadeli fayda sunması, yerel ihtiyaçlara uygun olması ve empati kuran bir iletişimle desteklenmesi büyük önem taşıyor. Philips’in sürdürülebilirlik taahhütleri globalde oldukça güçlü. Türkiye özelinde 2026’da sürdürülebilirlik alanında hangi adımlar öne çıkacak? Philips olarak sürdürülebilirliği bir tercih değil, temel bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Türkiye’de 2026’da da karbon nötrlüğümüzü sürdürmeye, enerji verimliliğini artırmaya ve döngüsel üretim modellerini yaygınlaştırmaya odaklanıyoruz. Tüm ürünlerimizi EcoDesign prensipleriyle geliştiriyor, operasyonlarımızda yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanıyor ve kaynak tüketimini azaltan çözümleri hayata geçiriyoruz. Sürdürülebilirliği, insanların yaşamlarını iyileştirme misyonumuzun ayrılmaz bir parçası olarak tüm iş süreçlerimize entegre etmeye devam ediyoruz.

2026 yılı için öngörülerinizi alabilir miyiz?

2026’da kişisel bakım teknolojilerindeki liderliğimizi pekiştirirken portföyümüzü tüketici ihtiyaçları doğrultusunda genişletmeyi hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda Lumea, OneBlade ve Sonicare gibi ürünlerimizi mobil uygulamalar ve entegre teknolojilerle geliştirmeyi sürdüreceğiz. Genç tüketicilerle empatik ve samimi bir dil kurmanın önemini biliyoruz; önceki kampanyalarımızda vurguladığımız gibi tüketicinin sesini dinleyen ve onların ihtiyaçlarını anlamaya odaklanan bir yaklaşım benimsiyoruz. Portföy genişletme stratejimiz de bu prensiplere dayanıyor; kullanıcı geri bildirimlerini odağa alarak günlük bakım rutinlerindeki eksikleri tamamlayan çözümler sunmayı amaçlıyoruz. Toplumsal sorumluluk projelerimiz de bu yaklaşımın ayrılmaz bir parçası. Philips Avent ‘Ebeveynlik Ekip İşidir’, ‘Süt Saatim’ ve Philips Lumea ‘Kendi Işığın’ projelerini genişleterek tüketicilerimizin yanındaki duruşumuzu güçlendireceğiz. Türkiye’nin ekonomik dinamiklerine ve değişen tüketici alışkanlıklarına uygun, yüksek performanslı ve erişilebilir fiyatlı ürünler sunmaya devam edeceğiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*