İSO 52. Grup Beyaz Eşya ve Ev Aletleri Sanayii Meslek Komitesi’nin katkılarıyla hazırlanan “Küresel Beyaz Eşya ve Ev Aletleri Sektöründe Türkiye’nin Konumu, İhracat Dinamikleri ve Gelecek Senaryoları” başlıklı rapor, Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıyla tanıtıldı.
İSO Meclis Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan Saruhan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte; komite üyeleri, sektörde faaliyet gösteren firmalar ile ilgili dernek ve kuruluşların temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda raporun ortaya koyduğu bulgular ışığında beyaz eşya ve ev aletleri sektörünün mevcut görünümü kapsamlı biçimde ele alındı.
Program kapsamında düzenlenen panel, İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi ve Türkiye Risk Raporu Direktörü Prof. Dr. Davut Pehlivanlı moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde; İSO 52. Grup Meslek Komitesi Başkanı ve Küçük Ev Aletleri Sanayici ve İhracatçıları Derneği (KESİD) Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer ile Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) İthalat İhracat Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Canan Ergün Tavukçu sektörün ihracat performansı, küresel rekabet dinamikleri ve gelecek perspektifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sadık Ayhan Saruhan konuşmasında şunları söyledi: “Sektörümüz, Avrupa’nın bir numaralı üretim üssü ve küresel ölçekte en büyük ikinci ihracatçı unvanıyla ülkemizin gurur kaynağıdır. Ayrıca yarattığı katma değer, sağladığı istihdam ve dış ticaret fazlası ile ülkemizin lokomotif endüstrileri arasında bulunmaktadır. Ancak veriler bize, bu güçlü konumun korunması için alarm zillerinin çaldığını göstermektedir. 2020’de %75 olan ihracatın üretime oranı, 2024’te %70’e gerilemiştir. Özellikle 2015 sonrasında Almanya ve İngiltere gibi ihracatımızın güçlü olduğu ülkelerde pazar kayıpları yaşanmaktadır. 2022–2024 döneminde üst üste üç yıl ihracat düşüşü gözlenmiştir. Son üç yıldır süregelen ihracat daralmasına 2025 yılında iç pazardaki gerilemenin de eklenmesi, sektörü oldukça kırılgan bir konuma getirmiştir. Sektörümüz bugün; küresel talep daralması, hammadde ve enerji maliyetlerindeki artış, işçilik maliyetlerindeki yükselme ve AB’nin yeşil dönüşüm regülasyonları gibi çok katmanlı bir baskı altındadır. Çin’in ölçek ekonomisi ve Polonya gibi rakiplerin yükselen pazar payı arayışları, bizleri yeni bir atılım yapmaya zorlamaktadır. Bu tablo bize açık bir gerçeği göstermektedir: Güçlü olmak yeterli değildir; rekabetçi kalmak zorundayız.”
“Küresel Talep Daralması ve Maliyet Ayrışması Rekabetçiliği Zorluyor”
Prof. Dr. Pehlivanlı, panelin başlangıcında sektörün son yıllardaki performansına ve küresel eğilimlere dikkat çekti: “2015 yılından bu yana özellikle Almanya ve İngiltere pazarlarında kayıplar yaşadık. İç pazar bu kayıpları telafi edecek seviyede değildir. Son 5 yılda küresel ölçekte ciddi bir talep daralması söz konusudur. Pandemi sonrası oluşan ivme yerini gerilemeye bırakmıştır ve bu durum bütün sektörleri olduğu gibi bizi de etkilemektedir. Bu durumun yanı sıra plastik, metal, sac, enerji ve işçilik gibi temel girdi maliyetlerinde rakip ülkelerden ayrışma söz konusudur. Rekabetçilik sadece satış fiyatıyla açıklanamaz; arka planda inovasyon, AR-GE ve marka gücü gibi unsurlar da belirleyicidir. 2030 vizyonu doğrultusunda pazar kayıplarımızın nedenlerini analiz etmemiz ve stratejik adımlarımızı buna göre şekillendirmemiz gerekmektedir.”

üyesi ve Türkiye Risk Raporu
Direktörü Prof. Dr. Davut
Pehlivanlı
“Sektörde bir öngörülemezlik hakim”
Raporun paydaşlara sunulduğu toplantıda konuşan İSO 52. Grup Meslek Komitesi Başkanı ve KESİD Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, enerji ve iş gücü maliyetlerindeki öngörülemezliğin sektörün rekabet gücünü zorladığını belirterek, Türkiye’nin AB pazarındaki konumunun ise yeşil dönüşüm hızına ve düşük karbonlu üretim yatırımlarına bağlı olacağını vurguladı.
Enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın planlama yapmayı zorlaştırdığını belirten Biçer, iş gücü maliyetlerinde de benzer bir tablo yaşandığını ifade etti. Enflasyon oranında yapılan ücret artışlarının kısa sürede yetersiz kaldığını vurgulayan Biçer, “Nitelikli çalışanı kaybetmemek için ilave düzenlemeler yapmak zorunda kalıyoruz. Bu durum rekabetçiliğimizi doğrudan etkiliyor” dedi.
Türkiye’nin AB pazarındaki konumunun yeşil dönüşüm hızına bağlı olduğunu kaydeden Biçer, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (CBAM) belirleyici olacağını belirtti. “Düşük karbonlu üretimi hızlandırırsak AB için güçlü bir üretim üssü olmaya devam ederiz, gecikirsek avantajımızı kaybedebiliriz” diye konuştu. Ayrıca markalaşmanın önemine de değinen Biçer, Turquality programının önemli bir araç olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını, sürdürülebilir marka gücünün Ar-Ge, inovasyon ve şirket vizyonuyla oluştuğunu söyledi.

Küçük Ev Aletleri Sanayici ve
İhracatçıları Derneği (KESİD)
Yönetim Kurulu Başkanı
Senur Akın Biçer
“İhracatta Daralma ve Küresel Rekabet Baskısı Sektörün Gündeminde”
Canan Ergün Tavukçu da konuşmasında ihracat ve rekabet dinamiklerine değindi: “Son yıllarda küresel üretim ve ticaret dengelerindeki değişimler, beyaz eşya sektörü üzerinde baskı yaratmaktadır. 2022–2025 arasında sektörün ihracatında toplamda %22’lik bir daralma yaşandı; bu da yaklaşık 5,6 milyon adetlik bir kayba denk geliyor ve ihracat hacmimiz 2017 seviyelerine geriledi. Özellikle Avrupa pazarında Çin kaynaklı rekabet baskısı bulunuyor. Kamu sübvansiyonları ile düşük maliyetli hammadde ve finansman avantajları, yabancı rakipleri daha agresif hale getiriyor. Temel girdilerde uygulanan antidamping ve ek vergiler gibi unsurlar da üretim maliyetlerini artırıyor. Buna rağmen ticaret ve sanayi politikalarının uyumunun artırılması ve iç talebi canlı tutacak politikaların geliştirilmesiyle rekabet gücümüz desteklenebilir.”

İlk yorum yapan olun