Dağıtım Kanalı’nın İzindeyiz röportajlarımız kapsamında, Tavşanlı’da Dumlupınar Ticaret’ten İsmail Boyacı ile görüştük. Tavşanlı, Kütahya, Konyaaltı ve Kemer’de dört mağazayla faaliyet gösteren işletme, 38 yıllık Arçelik bayiliği deneyimine sahip. Boyacı, alım gücündeki düşüşün satışlara etkisini, stok ve finansman baskısını, servisle iş birliğini ve 2030’a giderken mağazacılığın nasıl değişebileceğini anlattı. Beyaz eşya ihtiyacının süreceğine inanan Boyacı’nın asıl kaygısı, bugün uygulanan bayilik ve mağazacılık modelinin geleceği.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? DumlupInar Ticaret’in hikâyesi nasıl başladI?
1971 doğumluyum, Tavşanlılıyım. Üç kardeşiz; en küçükleri benim. İki ağabeyimle birlikte çalışıyoruz.
Ağabeylerimin ikisi de işletme mezunu. Ben ortaokul mezunuyum; okumak yerine esnaf olmayı seçtim. Ailemizin Koç Grubu ile ticariilişkisi babamızın dönemine uzanıyor. Babamız otomotiv bayiliği yapıyordu.
Onun bu işi bırakmasının ardından Arçelik bayiliğine başladık. Arçelik işini ağabeyim Sadık Boyacı kurdu ve büyüttü; daha sonra biz de kendisine destek olduk. Bugün 38 yıllık Arçelik bayisiyiz.
Kaç mağazayla, nasıl bir ekiple hizmet veriyorsunuz?
Tavşanlı’da, Kütahya’da, Antalya Konyaaltı’nda ve Kemer’de olmak üzere dört mağazamız var. Mağazalarımızın tamamı Arçelik bayisi. 20’nin üzerinde çalışma arkadaşımızla hizmet veriyoruz.
Müşteriye sunduğunuz hizmette sizi farklılaştıran nedir?
Müşterimiz ne istiyorsa, elimizden geldiğince karşılamaya çalışıyoruz. Eskiden ürünü biz götürüyor, servis de ayrıca kurulum için gidiyordu.Teslimat ve kurulum saatlerinin farklı olması nedeniyle zaman zaman sorunlar yaşanabiliyordu. Şimdi ürünleri servise gönderiyoruz; servis hem teslim ediyor hem de kurulumunu yapıyor. Arçelik’in bu uygulamasıyla söz konusu sorunların önüne geçildi. Ancak müşterinin acil ihtiyacı olduğunda biz de devreye giriyoruz. Örneğin buzdolabı bozulan bir müşterinin ürünü servis tarafından ertesi gün ya da daha sonra teslim edilecekse, ihtiyacına göre gerekirse aynı gün teslimat yapıyoruz. Çamaşır ve bulaşık makinelerinde de aynı yaklaşım geçerli.

Acil ihtiyaçlara cevap verebilmek için nasıl bir çalIşma düzeniniz var?
Antalya'da ürünler Bot Depo’dan müşteriye gidiyor, burada yani Tavşanlı’da depolarımız bizim kontrolümüzde. Bu da acil ihtiyacı olanmüşteriye yardımcı olmamızı sağlıyor. Geçmişte özellikle Kurban Bayramı dönemlerinde dondurucusu bozulan veya mevcut dondurucusu yetersiz kalan müşterilerimiz olurdu. Bayramda da dükkân açar, cama telefon numaramızı yazardık.
Müşteriye ürün satmak ve teslim etmek için ulaşılabilir olmaya çalışırdık. Bu tür hizmetleri hep verdik, vermeye de devam ediyoruz.
Tavşanlı’daki tüketici yapınız ve hizmet verdiğiniz çevre hakkında neler söylersiniz?
Tavşanlı’nın çok sayıda köyü var. İlçe merkezi ve köylerin yanı sıra çevre ilçelerden de müşterilerimiz geliyor. Domaniç ve Harmancık’tan alışveriş için Tavşanlı’ya gelenler var; zaman zaman Emet’ten de geliyorlar. Harmancık, Bursa’nın ilçesi olmasınarağmen yakınlık nedeniyle pek çok alışverişinde Tavşanlı’yı tercih ediyor.
Piyasa koşullarI satışlarınıza nasıl yansıyor?
İnsanların alım gücü ciddi biçimde düştü. Bu nedenle satış yapmakta zorlanıyoruz. Müşterilerin ürün fiyatlarına yetişmesi kolay olmuyor. Arçelik’in ve bankaların sunduğu ödeme kolaylıklarından yararlanarak bu sorunu aşmaya çalışıyoruz. Şu dönemde kredi kartlarına dokuz ay faizsiz taksit imkânı sunuyoruz. Ancak satışlarımız eskisi gibi değil, daha düşük.
Son iki ayda sektörde konuşulan hareketlenmeyi siz de hissediyor musunuz?
Çok hissettiğimizi söyleyemem. Rutin işlerimiz devam ediyor. Arçelik satışları canlandırmak için önemli kampanyalar yapıyor; biz de bu kampanyaları uyguluyoruz. Örneğin şu sıralarda çamaşır makinesi ve kurutma makinesinden oluşan bir paketi, uygun fiyatkoşullarında faizsiz dokuz taksite bölebiliyoruz. Bu imkânlarla müşteriyi alışverişe teşvik etmeye çalışıyoruz.
Bugün yaptığınız işin geleceğine ilişkin değerlendirmeniz nedir? Çocuklarınıza devredebileceğiniz bir iş olarak görüyor musunuz?
Mutlaka bizim de eksiklerimiz vardır. Bugüne kadar bu işi yaptık, ancak artık çocuklarımıza miras bırakabileceğimiz bir iş olduğunudüşünmüyorum. Mevcut iş yapış biçiminin sona doğru gittiğini düşünüyorum. Bu nedenle başka alanlarda neler yapabileceğimizi de araştırmamız gerektiğine inanıyorum.
2030’a doğru beyaz eşya perakendeciliğinin nereye evrileceğini düşünüyorsunuz?
İnsan yaşadığı sürece beyaz eşya ihtiyacı devam edecek; bu konuda bir sorun görmüyorum. Ancak satışların internet üzerinden yapılacağını düşünüyorum. Ürünü getirip depoya ve mağazaya koyduğumuz, çok sayıda personelle yürüttüğümüz bugünkü mağazacılık biçiminin devam etmeyeceği kanaatindeyim. İnsanların bir tuşla alım satım yaptığı bir yapıya doğru gidiyoruz.
Bu değişime hazIrlanmak için dijitalleşme konusunda neler yapIyorsunuz?
Ben, İsmail Boyacı olarak dijital dünyadan uzağım. Bu alan benim kolayca yapabileceğim bir iş değil. Endüstri mühendisi bir kızım var; dijitalkonularda o bir şeyler yapıyor. Ancak hazırlığımızın ne ölçüde yeterli olduğunu söyleyebilecek durumda değilim. “Çok yeterliyiz” ya da “çok yetersiziz” diye kesin bir değerlendirme yapmak istemem.
Günlük işleyişte sizi en fazla zorlayan konular neler?
Meslek her geçen gün daha da zorlaşıyor. Malum kotalarımız var ancak aldığımız ürünleri aynı hızla müşteriye satamıyoruz. Para pahalı, kredi maliyetleri yüksek.
Bu nedenle ödemelerde ciddi zorluklar yaşıyoruz. Stok ile satışın aynı hızda ilerlememesi bizi zorluyor.
Arçelik markası sizin için ne ifade ediyor? Satış sonrasI hizmetleri nasIl değerlendiriyorsunuz?
Arçelik bize güven veriyor. Köklü bir marka. Ürünle ilgili bir sorun olduğunda müşterimizle bir polemik yaşamıyoruz. Çok iyi bir servisimiz var. Servisimiz üzerine düşeni yapıyor; çözemediği noktada Arçelik devreye giriyor. Müşterinin sorunu bu şekilde çözülüyor. Hiçbir müşterimizin mutsuz ayrılmadığını umuyorum. Benim gördüğüm ve bildiğim tablo bu.
Müşteri kitlenizin değişimini nasıl görüyorsunuz? Genç tüketiciye ulaşmak neden önemli?
Mevcut müşteri portföyümüz her geçen gün yaşlanıyor. Dolayısıyla yeni insanlara, daha genç müşterilere hizmet vermek durumundayız. Teknolojiyi kullanan tüketiciye, teknolojiyi kullanabilen bayilerin hizmet vereceği görüşüne katılıyorum.
İnsanlar artık pek çok konuda yapay zekâya danışıyor. Beyaz eşya alırken de danışacaklar; bugün sormuyorlarsa yarın soracaklar.
Sektördeki meslektaşlarınıza hangi mesajI vermek istersiniz?
Bugün herkes kendi işini yürütmenin derdinde. Ben bunu “Herkes başına yağan karı eritiyor” diye anlatıyorum. Birimizin ekonomik sıkıntısı, diğerimizin personel sorunu var. Herkesin farklı bir problemi bulunuyor. Genel olarak sektörde pek çok bayi arkadaşımızınişi bıraktığını görüyoruz, duyuyoruz. Dünya çok hızlı ilerliyor; bu hız bizi de etkiliyor. Geçmişte burada zaman zaman at arabalarıylaeşya taşınırdı, şimdi bu kalmadı. Teknoloji ilerledikçe bazı iş yapış biçimleri ortadan kalkıyor. Bizim bugünkü çalışma biçimimizin de benzerbir değişimle karşı karşıya olduğunu düşünüyorum. Bu gidişat bizim için sürpriz değil; ancak geleceğe ilişkin kaygılarım var.








0 Yorum