10 Mayıs 2026

Beyaz Eşya Sektörü Alarm Veriyor

Bugün sizlerle birlikte, Türkiye’nin en büyük üretim ve ihracat güçlerinden biri olan beyaz eşya sektörünün 2026 yılına nasıl başladığını konuşacağız.
Rakamlar var…
Toplantı kulisleri var…
Sektör yöneticilerinin yüzlerine yansıyan gerçekler var…
Ve en önemlisi, sahadan gelen güçlü sinyaller var.

Merhaba…
Dağıtım Kanalı Podcast’e hoş geldiniz.

Bugün sizlerle birlikte, Türkiye’nin en büyük üretim ve ihracat güçlerinden biri olan beyaz eşya sektörünün 2026 yılına nasıl başladığını konuşacağız.
Rakamlar var…
Toplantı kulisleri var…
Sektör yöneticilerinin yüzlerine yansıyan gerçekler var…
Ve en önemlisi, sahadan gelen güçlü sinyaller var.

Çünkü bazen bir sektörün geleceğini anlamak için sadece tablolara değil, insanların yüz ifadelerine de bakmak gerekir.

Türkiye’de beyaz eşya sektörü doğrudan 60 bin, dolaylı olarak ise yaklaşık 600 bin kişiye istihdam sağlıyor.
Yıllardır ihracatın lokomotiflerinden biri oldu.
Ancak 2026’nın ilk üç ayına ait veriler ne yazık ki iyi sinyaller vermiyor.

Adeta bir check-up sonucunda ortaya çıkan olumsuz bulgular gibi…
2025’te başlayan sıkıntılı tablo, 2026’da da devam ediyor.
Belki düşüşün hızı biraz yavaşladı…
Ama henüz yön değişmiş değil.

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen TÜRKBESD toplantısında bunu bir kez daha hissettim.

Toplantıya ilk gelen isimlerden biri Alper Şengül’dü.
Kısa bir selamlaşmanın ardından sektörün durumunu konuşmaya başladık.

Kısa süre önce BSH CEO görevine gelen Şengül’ün omuzlarındaki yük gerçekten hissediliyordu.
Ben kendisine,
“İyi kaptanlar fırtınalı denizlerde belli olur…” dediğimde,
başını hafifçe sallayarak verdiği cevap aslında çok şey anlatıyordu.

Toplantıya erken gelmenin avantajı vardır…
Koridorlarda, kahve aralarında, resmi sunumlardan çok daha gerçek cümleler duyarsınız.

Semir Kuseyri ile yaptığımız kısa sohbet de bunlardan biriydi.
Pandeminin ilk günlerinde ona sorduğum bir soruyu tekrar hatırlattım:
“Bayilere mesajınız nedir?”

O gün bana şöyle demişti:
“Bayiler umutsuzluğa kapılmasın… işler açılacak ve çok güzel olacak.”

Ve gerçekten de pandemi sonrası sektör ciddi bir hareket yaşamıştı.

Ama bugün aynı soruya verdiği cevap daha farklıydı.
Şöyle dedi:

“Son altı ayda 750 bayimizle birebir görüştüm. Sorunları yakından biliyorum. Aslında satış var… ama kârlılık ciddi şekilde azalmış durumda.”

İşte belki de bugünün en kritik cümlesi buydu.
Çünkü artık mesele sadece satış yapmak değil…
Satarken para kazanabilmek.

Bir süre sonra sohbetimize Arçelik’ten Kadıoğlu ve Vestel temsilcisi de katıldı.
Ayaküstü küçük bir sektör zirvesi oluştu diyebilirim.

Bu kısa sohbetlerde en dikkat çekici konu ise servis organizasyonlarıydı.
Alper Şengül, servis gücünün hâlâ sektör için büyük bir avantaj olduğunu vurguladı.

Ama açık konuşmak gerekirse…
Benim son Manisa ziyaretimde bayilerden duyduğum servis şikâyetleri, bu gücün eskisi kadar sağlam olmadığını düşündürüyor.

Özellikle teknik servis tarafında insan kaynağı sorunu büyüyor.
Gençler artık tamircilik mesleğine sıcak bakmıyor.
Aynı durum satış personelinde de yaşanıyor.

Yeni nesil saha yerine plaza istiyor.
Takım elbise istiyor.
Masa başı beyaz yakalı hayatı tercih ediyor.

Toplantının geneline baktığımda ise şunu söyleyebilirim…

Yıllardır TÜRKBESD toplantılarını takip ediyorum.
Ancak son dönemde konuşulan başlıklar hep birbirine benzemeye başladı.

Enerji verimliliği…
Yassı çelik ithalatı…
Sürdürülebilirlik…
GEKAP…
Korsan servisler…
Ve tabii devlet destekleri…

Sanki aynı filmi farklı oyuncularla yeniden izliyoruz.

Ama bu toplantının farklı bir yanı vardı.
Uzun zaman sonra gazeteciler gerçekten zor sorular sordular.
Ve sektör yöneticileri de samimi cevaplar vermeye çalıştı.

Benim de sormak istediğim sorular vardı.
Ama açıkçası yöneticilerin üzerindeki yorgunluğu görünce daha fazla yük olmak istemedim.

Yine de kafamda şu soru dönüp duruyor:

600 bin kişiye istihdam sağlayan bu dev sektörün ihracatı 10 yıl geriye giderken…
Bunun bayi tarafındaki yansıması ne olacak?

2026’da kaç bayi kapanacak?
Bununla ilgili gerçekçi bir öngörü var mı?

Bugün üretim rakamları neredeyse 10 yıl öncesine dönmüş durumda.
Ve buna rağmen hâlâ Avrupa’nın en büyük beyaz eşya üreticisi konumundayız.

Ama asıl soru şu:
Avrupa’nın yavaş yavaş uzaklaştığı bu sektörü Türkiye daha ne kadar taşıyacak?

Ve belki de en kritik soru…

Yükte hafif…
Pahada ağır ürünlere ne zaman geçeceğiz?

Çünkü geleceğin rekabeti artık sadece üretmekle değil…
Teknolojiyle, markayla, tasarımla ve katma değerle kazanılacak.

Bir sonraki Dağıtım Kanalı Podcast bölümünde görüşmek üzere…
Hoşça kalın.

0 Yorum

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Dyson'ın sert zemine özel tamamen ıslak ilk zemin temizleyicisi Dyson WashG1 ile tanışma zamanı
Tazelik ve geniş iç hacim bir arada
Televizyonunuzu temizlerken gözden kaçırılmaması gereken noktalar
Kahvede Gidilecek Çok Yolumuz Var
Ekonomik belirsizlikler ve enflasyon gibi sebepler, Z kuşağını maliyet bilinci yüksek bir tüketici kitlesine dönüştürdü
Philips SpeedPro Max 8000 maksimum güçte en uzun kullanım süresi ile tüm eve yetiyor