14 Ekim 2026

Yapay zekâ kullanan girişimlerin yüzde 51’i pazarlamaya yöneldi

TÜİK’in 2026 verileri, pazarlama ve satışın yapay zekâ kullanan girişimlerde en yaygın kullanım amacı olduğunu ortaya koydu. İçerik üretiminin hızlanması, markaların önüne yeni bir soruyu getiriyor: Bu hız müşteri kazanımına nasıl yansıyor? UIM Kurucusu ve Dijital İletişim Stratejisti Mustafa Derya Çolak’a göre şirketler, üretim kapasitesindeki artışı marka güveni, nitelikli talep ve ölçülebilir iş sonuçlarıyla birlikte değerlendirmeli.

 


Yapay zekâ, şirketlerin pazarlama faaliyetlerini planlama ve yürütme biçimini değiştirirken, iletişim yatırımlarının nasıl değerlendirileceğini de gündeme taşıyor. TÜİK’in 2 Ekim’de yayımladığı Yapay Zekâ İstatistikleri 2026 bültenine göre, 10 ve üzeri çalışanı bulunan girişimlerde yapay zekâ teknolojilerinden herhangi birini kullananların oranı yüzde 14’e ulaştı. Bu teknolojileri kullanan girişimlerin yüzde 51’i pazarlama veya satış amacıyla yapay zekâdan yararlanıyor. Veriler kullanımın hangi alanda yoğunlaştığını gösteriyor; satış artışı ya da yatırımın geri dönüşü hakkında doğrudan sonuç vermiyor.

Üretim hızından müşteri kazanımına
Metin hazırlamak, fikir geliştirmek ve aynı mesajın farklı içerik seçeneklerini oluşturmak kolaylaştıkça, pazarlama ekiplerinin üretim kapasitesi de genişliyor. Ancak daha fazla paylaşım, kampanya metni veya reklam seçeneği hazırlamak, bunların doğru kişilere ulaştığını ve satın alma kararını etkilediğini tek başına göstermiyor. Çolak’a göre şirketlerin değerlendirmesi gereken konu, içerik miktarındaki artışın müşteriyle kurulan ilişkiye katkısı.

Gelişmeyi değerlendiren Çolak, şu ifadeleri kullandı: “Bir şirketin ayda kaç içerik ürettiğini saymak kolay. Asıl yönetim sorusu, bu içeriklerin kaç doğru müşteriyle görüşme başlattığıdır. Yapay zekâ; metin hazırlama, fikir geliştirme ve farklı içerik seçenekleri oluşturma konusunda önemli imkânlar sunuyor. Bu imkânların ticari değerini anlayabilmek için üretilen içeriğin kime ulaştığına, hangi ihtiyaca cevap verdiğine ve müşterinin karar sürecine nasıl katkı sağladığına bakmamız gerekiyor.”

Bu yaklaşım, reklam ve iletişim çalışmalarının satış ekibinden gelen bilgilerle birlikte ele alınmasını gerektiriyor. İçeriklerle ulaşılan kitlenin hangi soruları sorduğu, ürün veya hizmetin hangi özelliklerine ilgi gösterdiği ve hangi aşamada iletişime geçtiği, sonraki çalışmaların yönünü belirleyebilir. Böylece içerik takvimi, müşterinin karar vermesini kolaylaştıran bir bilgi akışına dönüşebilir.

Marka güveni gerçek deneyimle kuruluyor
Çolak’a göre içerik planlamasının başlangıcında, müşterinin karar vermek için ihtiyaç duyduğu bilgiler bulunmalı. Sanayi ve üretim şirketlerinde teknik yeterlilik, kullanım alanları, uygulama örnekleri ve referanslar bu ihtiyaca yanıt verebilir. Hizmet sektöründe ise ekibin yaklaşımını ve benzer sorunları nasıl ele aldığını anlatmak, uzmanlığın anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Yapay zekâyla hazırlanan içeriklerin şirketin gerçek bilgisi ve deneyimiyle beslenmesi, marka vaadinin somutlaşması açısından önem taşıyor.
Çolak, şirketlerin uzmanlığını görünür kılmanın önemini şöyle anlattı: “Bir üreticinin müşterisi, ürünün kendi tesisindeki ihtiyaca uygun olup olmadığını anlamak ister. Bir hizmet alıcısı ise birlikte çalışacağı ekibin benzer bir sorunu nasıl ele aldığını görmek ister. İçerik planını bu sorular üzerinden kurduğunuzda, şirketin uzmanlığı görünür hale gelir. Yapay zekâ burada bilgiyi düzenlemeye ve farklı biçimlerde anlatmaya yardımcı olabilir. Şirketin gerçek deneyimini, sahadaki bilgisini ve doğrulanabilir referanslarını içeriğe taşıma sorumluluğu ise devam eder.”

İçerik üretiminde kazanılan zamanın müşteri araştırmasına, özgün içerik geliştirmeye ve farklı iletişim yaklaşımlarını denemeye ayrılabileceğini belirten Çolak, satış ekiplerinin sık karşılaştığı soruların toplanmasını ve mevcut müşterilerle görüşülmesini öneriyor. Ürünün kullanımını gösteren içerikler ve sahadan gelen bilgiler, reklam mesajlarının daha somut hazırlanmasına yardımcı olabilir. Bu çalışmalar, markanın müşterisine sunduğu değerin basın iletişiminde ve dijital kanallarda daha açık anlatılmasını da destekleyebilir.

Kazanılan zamanın nasıl değerlendirileceğine dikkat çeken Çolak, şöyle konuştu: “Daha hızlı üretmek, pazarlama ekibine düşünmek ve öğrenmek için alan açabilir. Satış ekibinin en sık karşılaştığı soruları toplamak, mevcut müşterilerle konuşmak, ürünün kullanımını göstermek ve farklı mesajların karşılığını ölçmek bu açıdan kıymetli. Aynı üretim hızını herkesin yakalayabildiği bir ortamda, müşterisini daha iyi anlayan ve uzmanlığını daha açık anlatan şirketler için önemli bir fırsat doğuyor.”

2027 bütçelerinde içerikten iş sonucuna
2027 pazarlama planları hazırlanırken, yapay zekâyla sağlanan üretim kolaylığının bütçe kararlarına nasıl yansıtılacağı da şirketlerin gündeminde. Çolak, erişim ve etkileşim göstergelerinin web sitesi ziyaretleri, nitelikli başvurular, satış görüşmeleri ve teklif talepleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle karar süresi uzun olan B2B işlerde, müşterinin markayı tanımasından teklif istemesine kadar geçen aşamaları izlemek, iletişim yatırımının katkısını daha sağlıklı değerlendirmeyi sağlayabilir.

Ölçümün şirketin kendi verilerine dayanması gerektiğini vurgulayan Çolak, şunları söyledi: “Pazarlama ve satış amacıyla yapay zekâ kullanılması, tek başına daha fazla satış gerçekleştiğini göstermez. Bunun cevabı şirketin kendi verilerindedir. İçeriği gören kişilerden kaçı web sitesine geldi, kaçı ürün veya hizmeti inceledi, kaçı iletişime geçti? Gelen taleplerin ne kadarı şirketin hedeflediği müşteri profiline uyuyor? Bu bağlantıları kurabildiğimiz ölçüde pazarlama faaliyetlerinin değerini daha sağlıklı değerlendirebiliriz.”

UIM’e göre yeni dönem planlarında paylaşım sayısının yanında, hangi müşteri davranışının destekleneceği de tanımlanmalı. Markanın tanınması, uzmanlığının anlaşılması ve teklif talebi oluşturulması farklı içerik ve ölçüm yaklaşımları gerektiriyor. Yapay zekânın sağlayacağı verim, bu amaçlarla kurulan bağa ve elde edilen sonuçlardan düzenli olarak öğrenilmesine bağlı. Böyle bir çalışma biçimi, pazarlama bütçelerinin hangi faaliyetlere yönlendirileceğine ilişkin kararları da destekleyebilir.

1996 yılında kurulan UIM Dijital İletişim Ajansı; dijital iletişim stratejisi, kurumsal web siteleri, sosyal medya yönetimi, içerik üretimi, SEO, GEO, dijital PR ve reklam yönetimi alanlarında hizmet veriyor.

0 Yorum

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Günümüz tüketicisi, yalnızca ürünü değil, markanın arkasındaki hikâyeyi ve değerlerini de satın alıyor
Profilo kurutma makineleri hayatı kolaylaştırıyor
Samsung Türkiye Kadın Teknisyen Eğitim Programı’nın üçüncü dönem mezunları sertifikalarını aldı
Silverline R12051B03 Buzdolabı ile meyve ve sebzeler hep taze kalıyor
Yeni yılınız kutlu olsun
İlk dört ayda 1300 yeni istihdam