27 Ağustos 2026

“Değişime direnmeyin; Geleceğin bayisi dijital ile mağazacılığı birleştirecek”

Beyaz eşya sektörü, değişen tüketici alışkanlıkları, dijitalleşme ve yeni nesil teknolojilerin etkisiyle önemli bir dönüşümden geçiyor. Fiziki mağazacılığın gücünü koruduğu ancak dijital kanalların da satış ve müşteri deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline geldiği bu dönemde, bayilik sisteminin geleceği de yeniden şekilleniyor.

Dağıtım Kanalı olarak bu dönüşümü sahadaki deneyim ve beklentiler üzerinden değerlendirmek üzere Emre DTM / Hoover Distribütörü Yunus Yaltap ile bir röportaj gerçekleştirdik. Yaltap, beyaz eşya sektörünün 2026 görünümünden Hoover markasındaki gelişmelere, IFA Berlin’in sektörel öneminden 2030’a doğru şekillenecek yeni nesil bayi modeline kadar pek çok başlığı değerlendirdi.

Biz sizi yakından tanıyoruz; ancak okurlarımız için Emre DTM’yi bir kez daha kısaca tanıtır mısınız? Özellikle Çatalca merkezinizin fiziki yapısından, ekibinizden ve faaliyet alanlarınızdan söz eder misiniz?

Emre DTM olarak uzun yıllardır dayanıklı tüketim ve beyaz eşya sektörünün içerisinde hem markalar hem de bayiler tarafında güçlü bir iş ağı oluşturarak faaliyet gösteriyoruz. Çatalca’daki merkezimiz 7.000 m2 arazi üzerinde 2.500 m2 kapalı alanı olan bizim için sadece bir operasyon noktası değil, aynı zamanda müşterilerimizle ve iş ortaklarımızla yakın iletişim kurduğumuz önemli bir merkez. Bizim için ticaret yalnızca ürün satmak değil. Doğru ürünü, doğru zamanda, doğru iş ortağıyla buluşturmak ve uzun vadeli bir güven ilişkisi oluşturmak esas.

Emre Dayanıklı Tüketim olarak 2026 yılına nasıl başladınız? Yılın üçüncü çeyreğine geldiğimiz bu dönemde işleriniz nasıl gidiyor? Beyaz eşya sektörünün mevcut durumunu hem toptan hem de perakende satış açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

2026 yılına temkinli ama pozitif bir bakış açısıyla başladık. Beyaz eşya sektörü, ekonomik koşullardan ve tüketici davranışlarındaki değişimlerden doğrudan etkilenen bir sektör. Buna rağmen ihtiyaç temelli bir sektör olması nedeniyle her zaman belirli bir hareketliliği koruyor. Biz özellikle toptan tarafta bayilerin ihtiyaçlarını daha iyi analiz etmeye ve stok yönetimini daha sağlıklı yapmaya odaklanıyoruz.

Artık sadece ürünün bulunabilir olması yeterli değil; doğru ürünün, doğru fiyat ve doğru zamanda sunulması çok daha önemli hale geldi. Perakende tarafında ise tüketicinin araştırma alışkanlığı ciddi şekilde değişti. Tüketici mağazaya gelmeden

önce internetten ürünü, fiyatı, özellikleri ve alternatiflerini inceliyor. Dolayısıyla bayi açısından hem fiziksel mağazanın gücü hem de dijital görünürlük birlikte yönetilmeli.

Hoover markasında son dönemde yaşanan yeniliklerden söz eder misiniz? 2026 yılında ürün, teknoloji ve marka yapılanması açısından öne çıkan gelişmeler neler oldu? Bu yenilikler ve yeni ürünler işlerinize ve tüketici ilgisine nasıl yansıdı?

Hoover tarafında özellikle ürün teknolojileri ve markanın global yapılanması açısından önemli bir hareketlilik görüyoruz. Tüketicinin artık yalnızca “beyaz eşya” satın almak istemediğini, teknoloji, enerji verimliliği, kullanım kolaylığı ve tasarım gibi unsurları birlikte değerlendirdiğini düşünüyoruz. Yeni ürünlerde teknolojinin daha fazla ön plana çıkması tüketicinin ilgisini de artırıyor. Biz de ürün gamımızı değerlendirirken yalnızca bugünün talebine değil, önümüzdeki dönemde tüketicinin hangi ürünleri tercih edeceğine bakıyoruz. Hoover’in global vizyonu ve teknoloji odaklı yaklaşımının Türkiye pazarında da önemli fırsatlar oluşturduğuna inanıyoruz.

Önümüzdeki günlerde dünyanın en önemli teknoloji ve tüketici elektroniği fuarlarından biri olan IFA Berlin’e ziyaretçi olarak katılacaksınız. Bu yıl IFA’da özellikle neler görmeyi ve hangi gelişmeleri takip etmeyi bekliyorsunuz? Sizce IFA’nın sektör açısından önemi hâlâ devam ediyor mu? Bazı büyük Türk markalarının bu yıl fuara katılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

IFA, sektör açısından hâlâ çok önemli bir buluşma noktası. Bizim için IFA'nın en önemli taraflarından biri sadece yeni ürünleri görmek değil; sektörün geleceğinin nereye gittiğini anlamak. Fuarlara katılım konusunda ise her markanın kendi ticari stratejisi ve öncelikleri var. Bir markanın fuara katılıp katılmamasından ziyade, sektörün global gelişmelerini ne kadar yakından takip ettiği önemli. Biz IFA'yı bu anlamda hem teknoloji hem de iş geliştirme açısından değerli buluyoruz. Biz Türk markalarımızın böyle organizasyonlarda olmasını gönülden ister ve destekleriz.

Beyaz eşya perakendeciliği 2030 yılına doğru ilerlerken sizce nasıl bir dönüşüm geçirecek? Fiziki mağazaların, e-ticaretin, yapay zekânın ve değişen tüketici alışkanlıklarının etkisini düşündüğünüzde nasıl bir bayi ve perakendecilik modeli öngörüyorsunuz?

Bence önümüzdeki dönemde mağaza ile e-ticaret birbirinin alternatifi olmaktan çıkacak, birbirini tamamlayacak. Fiziki mağaza önemini koruyacak çünkü beyaz eşya hâlâ tüketicinin görmek, incelemek ve özellikle bazı ürünlerde deneyimlemek istediği bir kategori. Ancak mağazanın yanında güçlü bir dijital yapı artık zorunluluk. Yapay zekâ da bu dönüşümün önemli parçalarından biri olacak. Stok yönetiminden müşteri analizine, ürün önerilerinden satış sonrası hizmetlere kadar birçok noktada kullanılacağını düşünüyorum. 2030'a geldiğimizde başarılı bayi modelinin; iyi lokasyon + güçlü mağaza deneyimi + dijital satış kanalları + doğru stok yönetimi + güçlü müşteri ilişkisi üzerine kurulacağını düşünüyorum.

Bugün Türkiye’deki beyaz eşya bayilerine tek bir tavsiyede bulunacak olsaydınız, onlara ne söylerdiniz?

Değişime direnmeyin. Geçmişte başarılı olmuş yöntemlerin bugün de aynı şekilde çalışacağını düşünmemek gerekiyor. Tüketici değişiyor, teknoloji değişiyor, satış kanalları değişiyor. Bayi arkadaşlarımızın özellikle dijital dünyayı ve tüketici davranışlarını yakından takip etmelerini öneririm. Ancak bunu yaparken mağazacılığın ve müşteri ilişkisinin değerini de kaybetmemek gerekiyor. Sonuçta bu sektörde uzun vadede kazandıran şey sadece fiyat değil; güven, hizmet ve sürdürülebilir iş ilişkisi.

Son olarak, sektörle, markalarla ya da bayilik sisteminin geleceğiyle ilgili eklemek istediğiniz bir konu veya vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Beyaz eşya sektörünün önümüzdeki yıllarda önemli bir dönüşüm yaşayacağını düşünüyorum. Markalar, distribütörler ve bayiler olarak bu dönüşüme birlikte uyum sağlamamız gerekiyor. İş ortaklarımızla uzun vadeli ilişkiler kurmayı ve karşılıklı büyümeyi önemsiyoruz. Sektörde rekabet her zaman olacak; ancak bizim açımızdan önemli olan sağlıklı rekabet, güvenilir ticaret ve sürdürülebilir iş birlikleri.

Önümüzde teknoloji açısından çok önemli bir dönem var. Yapay zekâ, enerji verimliliği, akıllı ev sistemleri ve yeni tüketici alışkanlıkları sektörü ciddi şekilde değiştirecek. Biz de bu değişimin dışında kalmak yerine, değişimi takip eden ve mümkün olduğunca yön veren tarafta olmayı hedefliyoruz.

0 Yorum

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Dyson’ın sert zemine özel tamamen ıslak ilk zemin temizleyicisi Dyson WashG1 ile tanışma zamanı
LG Display, OLED teknolojisine yatırım yapmaya devam ediyor
Gaggenau yeni mağazasını Watergarden AVM’de açtı
2022 kahve festivalleri takvimi belirlendi
Tek mekanda geçen en iyi filmler
E-ticaret müşterilerinin tercihi kahve