10 Mart 2026

Müşterinin bizi yalnızca bir buzdolabı satıcısı olarak değil, zamanla aileden biri gibi görmesi önemli

Fera Dtm Özlüce Bursa Beko Bayisi Süleyman Baştürk

Öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1978 doğumluyum, lise mezunuyum. Küçük yaşlardan itibaren babamın yanında ticarete başladım ve bugün ikinci kuşak olarak iş hayatımıza devam ediyoruz. Ortağım ve ağabeyim Ferit Baştürk ile 2002 yılından bu yana perakende sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Üç çocuk babasıyım; kendi hâlinde ticaret yapmaya çalışan biriyim. Babam 1946 doğumlu ve 43 yıldır Beko bayisiyiz. Anadolu insanına özgü dayanışma kültürüyle babam ve amcalarım birlikte bu işe girmişler. Ceplerindeki sınırlı sermayeyle Bursa’ya gelip Beko bayisi olmak için yola çıkmışlar. Aslen Niğdeliyiz; babam da uzun yıllar gurbette çalışmış, bir dönem Konya’da hurdacılık yapmış. Sonrasında çevresel şartların da etkisiyle Bursa’da beyaz eşya sektörüne adım atmış. 1980’li yıllarda Şişli’de Beko’dan ilk mal alımını gerçekleştiriyorlar. O dönemde dikiş makineleri ve çamaşır makineleri gibi ürünleri toplu alarak işe başlıyorlar. Beko’nun o yıllarda sınırlı ürün gamı vardı ve şirketin adı yanlış hatırlamıyorsam Atılım’dı. O günden bugüne faaliyetimiz kesintisiz devam etti. Bizim hayatımızdaki ilk pazarlamacı da Beko’dan Selahattin Bey’di. Aynı dönemde başka bir markanın da bayiliği de yapıyorduk; ancak 2002 yılındaki kriz sürecinde bu bayiliği bıraktık. Beko’nun o dönemde verdiği destek ve ürün tedarikini sürdürmesi sayesinde onlarla yola devam ettik ve tek bayiliğe döndük. AVM’deki mağazamızı kapattık, Yıldırım ilçesinde bulunan şubemizi ise gelen cazip teklif üzerine devrettik. Bugün Beko markasıyla üç mağaza ile faaliyetimizi sürdürüyoruz.

Mağazalarınızın genel özelliklerinden bahseder misiniz?

Bayilerimizden biri Bursa Nilüfer’de, Özlüce Bulvarı üzerinde yer alıyor. Bölge hem güzel hem de müşteri potansiyeli yüksek; Beko markasına yakın bir müşteri kitlesine hitap ediyoruz. Bir diğer mağazamız İstanbul Yolu üzerinde bulunuyor. Babamızdan devraldığımız, semt içindeki merkez mağazamız ise Kemerçeşme’de faaliyetini sürdürüyor. Toplamda üç beyaz eşya mağazamızın yanı sıra iki züccaciye mağazamız ve bir de mobilya mağazamız bulunuyor.

Siz ne zaman başladınız burada tam olarak?

Ticaret hayatına babamın yanında, birebir satış odaklı olarak 2002 yılında başladım. Aslında 1995’lerden itibaren sevkiyat işlerine de destek veriyordum; iş yerimizin eve yakın olması bu süreci kolaylaştırıyordu. Üniversiteyi tercih etmememin nedeni de ticareti erken yaşta tanıyıp bu işin içinde yer alma isteğimdi. Bugün geriye dönüp baktığımda doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. İyi ki babamla birlikte bu yola çıkmış ve devam etmişiz.

Beko markası sizin için ne ifade ediyor?

Öncelikle Koç Grubu’ndan bahsetmek isterim. Küçük yaşlarda çok fark edilmese de zamanla Koç Grubu’nun değerini daha iyi anlıyoruz. Farklı sektörlerde de faaliyet gösterdiğimiz için bunun kıymetini daha net görüyoruz. İş yaptığımız kişiler de beyaz eşya sektöründen gelenlerin bakış açısının farklı olduğunu ifade eder. Koç Grubu’nun eğitici ve yönlendirici yapısı, ticarete bakış açımızı geliştirdi; kriz dönemlerinde ve piyasanın hareketli olduğu zamanlarda hızlı düşünme ve doğru aksiyon alma yeteneği kazandırdı. Bugün bu işi yapmıyor olsam ve yeniden bir bayilik alacak olsam, yine Koç Grubu bünyesinde yer almak isterim. Bu yapıya gerçekten değer veriyoruz. Beko’nun bizim için en önemli avantajlarından biri de yenilikçi ve dinamik bir marka olması. Yurt dışında da oldukça bilinen bir marka konumunda. Müşterilerimize anlatırken bunu özellikle vurguluyoruz; Beko bizim için dünyaya açılan bir kapı. Nasıl farklı markalar Türkiye’ye ithal ediliyorsa, biz de kaliteyi Beko üzerinden temsil ettiğimizi ifade ediyoruz. Ürünlerin önemli bir bölümü yurt dışı pazarına yönelik standartlarda üretiliyor ve iç pazarda da özellikle yeni neslin tercih ettiği markalardan biri. Diğer Koç Grubu markalarına yönelenler olsa da 20–45 yaş aralığında güçlü bir müşteri kitlemiz bulunuyor.

Müşteri yapınızı biraz anlatabilir misiniz?

Beko daha çok genç ve orta yaş grubuna hitap ediyor. Yeni nesil markaya daha fazla ilgi gösteriyor. Eskiden Beko’yu satmak bu kadar kolay değildi; müşteri çoğu zaman daha köklü kabul edilen markalara yöneliyordu. Ancak bugün bu algı büyük ölçüde değişti. Piyasa satışları da bunu gösteriyor. Artık markanın gücünü ön plana çıkararak satışlarımızı rahatlıkla gerçekleştirebiliyoruz.

Tüketicilerinize ne tür farklılıklar sunuyorsunuz?

Babadan devraldığımız için çok eski müşterilerimiz de var. Hâlen yaklaşık yüzde 20–25 oranında senetli satış yapıyoruz. Bu oran her mağazada aynı değil; özellikle merkez mağazamızda daha belirgin. Geçmişten gelen müşteri güveni sayesinde telefonla satışlarımız da devam ediyor. Müşteri bize güveniyor, biz de bu güveni sarsmamaya özen gösteriyoruz. Eski ya da yeni fark etmeksizin her müşteriyi memnun etmeye çalışıyoruz. Bu kadar dijitalleşmiş bir ortamda bayiliği sürdürebiliyorsak bunun en önemli nedeni hizmet anlayışımız. Farkı burada oluşturduğumuzu düşünüyorum. Ödeme seçeneklerimiz oldukça geniş; müşterinin kart limiti yeterli değilse, gerekli kontroller ve onaylar sonrasında senetli satış da yapabiliyoruz. Kredi kartında ise peşin fiyatına taksit imkânları bulunuyor. Etiketlerimiz peşin fiyat üzerinden olduğu için imkânı olan müşteriler genellikle kartla ödeme yapmayı tercih ediyor. Amacımız müşteriyi mağazadan geri çevirmemek, bütçesine uygun bir çözüm sunabilmek. Elbette bunu zarar etmeden ve sağlıklı ticaret sınırları içinde yapmaya özen gösteriyoruz. Satış sonrası hizmette de Koç Grubu’nun güçlü servis ağının önemli katkısını görüyoruz. İnsan odaklı bir iş yaptığımız için zaman zaman sorunlar yaşanabiliyor; bu noktada biz devreye giriyoruz. Müşteri karşısında bir muhatap bulduğunda güveni artıyor ve bu da bizi diğer satış kanallarına göre avantajlı kılıyor.

Son dönemdeki satış performansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? 2024’ten 2025’e geçiş sizin için nasıl oldu? 2025 yılı genel olarak nasıldı? 2026 yılına ilişkin beklentileriniz nelerdir?

Pandemi ilk başladığında sektörde büyük bir endişe yaşadık; ancak insanların eve kapanmasıyla birlikte beyaz eşya talebi hızla arttı ve beklemediğimiz cirolara ulaştık. Pandemi sonrasında ise adet bazında ve ciroda düşüşler başladı. 2024 yılı bizim için başarılı bir yıldı. Özellikle klima sezonunu çok iyi geçirdik. O dönemde iki mağazamız vardı, üçüncüsü henüz açılmamıştı ve sezonda yaklaşık 1.200 adet klima satışı gerçekleştirdik. 2025 ise 2024’e göre çok daha zor geçti. Hedeflerimizde düşüş olmadı ancak kazanç sağlamak zorlaştı. Rekabet arttı, nakde ulaşım zorlaştı ve finansal dengelerdeki bozulma firmaları daha fazla zorladı. Beyaz eşya, şu anda piyasada zam oranı en sınırlı kalan ürün gruplarından biri. Örneğin şirket yıllık ortalamada yüzde 35 fiyat artışı yapmış olsa da kampanyalar nedeniyle yıl sonunda ürünü müşteriye yaklaşık yüzde 20 artışla satabildik. Bu nedenle stok yapıp bekletmenin anlamı kalmadı; 2025 yılında stok tutanlar zarar etti. 2024 tam tersiydi. Her yıl farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz, bu yüzden kriz dönemlerini doğru yönetmek çok önemli. Hedeflerimizi yakaladık ancak bilançoya baktığımızda kazanç 2024’e göre daha düşük kaldı. 2026 yılına sektörün en durgun ayı olan ocak dönemine benzer bir başlangıç yaptık. Ancak dördüncü aydan sonra piyasanın hareketleneceğini düşünüyoruz. İnsanların bazı ihtiyaçlarını ertelediğini gözlemliyoruz. Bursa bir sanayi şehri olduğu için bu tür ekonomik dalgalanmalardan hızlı etkileniyor; piyasa hareketlendiğinde olumlu ya da olumsuz etkiler de hızla yansıyor. Bu yılın daha iyi geçeceğine inanıyoruz. Toplumsal yaşamda da değişimler var. Eşyalı eve taşınanlar, bir süre sonra tüm ihtiyaçlarını yenileyen müşteriler gibi farklı tüketim alışkanlıkları ortaya çıkıyor. Geçen yıl en sıkıntılı sektörlerden biri inşaattı ve bu durum doğal olarak bizi de etkiledi. Müteahhitlerin toplu alımları bizim için önemli bir satış kaynağı oluşturuyor. 2000’li yıllardan bu yana perakendedeyim ve genelde şu döngüyü görüyorum: 1–2 yıl zor geçer, ardından bir rahatlama dönemi gelir. 2025 ticaret açısından en zor yıllardan biriydi; ancak her zorluğun ardından bir toparlanma olacağına inanıyorum.

Size göre sektörün en büyük sorunları nelerdir? Bu sorunlara yönelik çözüm önerileriniz neler olur?

Büyük beyaz eşya tarafında çok büyük bir sorun olduğunu düşünmüyorum; asıl dikkat edilmesi gereken konu bayilik yapısı. Çünkü bu işte ciddi yatırımlar yapılıyor ve karşılığının alınması gerekiyor. Daha bölgesel koruma içeren bayilik modelleri uygulanmalı. Zaman zaman firmalar ciro düşüşlerini telafi etmek için yeni bayilikler açabiliyor; ancak bu durumda yatırım yapan mevcut bayiler mutlu olmuyor ve 1–2 yıl içinde sektörden ayrılmak zorunda kalabiliyor. Bence en önemli sorunlardan biri bu. Sosyal medya ve interneti de kullanarak hedeflerimizi genelde yakalıyoruz. Ay sonunda verilen ciro hedeflerini büyük ölçüde tamamlayabiliyoruz. Yılın 12 ayının belki 2 ayında geride kalıyoruz ama diğer 10 ayda bunu telafi edebiliyoruz. Sektör sürekli yenileniyor. Akıllı ev sistemleri ve Wi-Fi bağlantılı ürünlerle beyaz eşyalar artık telefonlardan kontrol edilebiliyor. Biz de yaş olarak iki neslin arasında kaldığımız için hem eskiyi hem de yeniyi takip edebiliyoruz ve bu dönüşüme uyum sağlamaya çalışıyoruz. Aslında sorun yalnızca beyaz eşya sektörüyle sınırlı değil; ülke ve hatta dünya genelinde benzer ekonomik zorluklar yaşanıyor. Çok sayıda şube açmak piyasaya hâkim olmak anlamına gelmiyor. Belirli noktalarda konumlanmış güçlü mağazalarla ilerlemek daha sağlıklı. Beko bu açıdan önemli bir seviyeye ulaştı ve mağaza açılışlarının daha planlı yapılması gerektiğini düşünüyorum. İnternet ise bambaşka bir alan. Müşteri sizi tanımadığı için yalnızca fiyat üzerinden değerlendirme yapıyor ve bu durum ciddi bir fiyat rekabeti yaratıyor. Pandemi döneminde biz de internet kanalını aktif kullandık ancak buradan kârlılık sağlamak oldukça zor. Ürün kodları ve fiyatlar belli olduğu için fiyat kırma yarışına giriliyor. Bunun düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz; ancak serbest piyasa koşullarında müdahale de kolay değil. Bu konuda biz de sektördeki birçok firma gibi sıkıntı yaşıyoruz.

Size göre perakendecilik nedir, iyi bir perakendecilik nasıl olmalıdır?

Perakendecilikte öncelik müşteri odaklılık olmalı. Sadece ürün satmak değil, bir hikâye ve güven oluşturmak gerekiyor. Müşterinin bizi yalnızca bir buzdolabı satıcısı olarak değil, zamanla aileden biri gibi görmesi önemli. Şubelerimizin sayısı fazla olduğu için her mağazada birebir iletişim kurmak her zaman mümkün olmuyor; ancak her gün mutlaka bir mağazada bulunmaya çalışıyorum. Müşteriyle konuşmayı ve iletişim kurmayı seviyorum. Bu temas, karşılıklı güven oluşturuyor. Personelimizde de benzer bir durum yaşanıyor. Müşteri bir kez alışveriş yaptıktan sonra sürekli aynı kişiyi arıyor, onunla iletişim kurmak istiyor. Bu da doğru bir ilişki kurduğumuzu ve başarılı olduğumuzu gösteriyor. Aslında kurumsallığın kişiye bağlı olmaması gerekir; ancak perakendecilikte bunu tamamen ortadan kaldırmak kolay değil. Çünkü müşteri çoğu zaman üründen önce diyaloğa, hizmete ve güvene satın alma yapıyor.

Bu işi kârlı bir meslek olarak görüyor musunuz? Ayrıca işinizi severek yaptığınızı söyleyebilir misiniz?

Karlılık artık tek başına yeterli değil. Bu dönemde özellikle giderlerin artışı ciddi bir yük oluşturuyor. Eskiden elektrik faturası gibi kalemleri konuşmazdık; bugün ise daha önce dikkat etmediğimiz birçok gider kalemi ortaya çıktı. Kira artışları, maaş zamları ve diğer maliyetleri düşündüğümüzde mevcut kârlılık yeterli gelmiyor. Üstelik zaman zaman satış yapabilmek adına fiyat konusunda taviz veriyoruz; bu da marjlarımızı aşağı çekiyor. Satış yapmak motivasyonumuzu artırsa da yıl sonunda tabloya baktığımızda, çok şükür genel olarak iyi bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim. Beko bayiliğini severek yapıyorum ve bu işin sürdürülebilir olduğuna inanıyorum. Yeni nesli de bu yapının içine dâhil etmek istedik. Üç çocuk babasıyım; kızım üniversitenin son sınıfında. İki kızım da ticarete ilgi duyuyor. Ben nasıl babamın yanında büyüdüysem, onlar da mağazaya gelip giderken bu işi tanıdılar ve kendi istekleriyle devam etmek istediklerini söylediler. Bu doğrultuda Beko mağazalarımızdan birini kızlarımızın üzerine planlıyoruz. Bu işi sevmesek çocuklarımıza devretmeyi düşünmezdik. Hedefimiz, ticaret kültürünü en doğru şekilde onlara aktarmak ve üçüncü kuşağa güçlü bir dokunuş bırakmak.

Hedefiniz nedir bundan sonra?

Öncelikli hedefimiz her zaman ciromuzu artırmak. Ancak ticari yapıya ve yeni nesil perakendecilik anlayışına uyum sağlayarak uzun yıllar müşterilerimize hizmet vermeyi amaçlıyoruz.

Yeni nesil perakendeciliği biraz daha açabilir misiniz?

Yeni nesil perakendecilik anlayışıyla ticaret çok farklı bir noktaya geldi. Artık hem adet ve ciro odaklı hem de internet merkezli bir yapı söz konusu. Mağazada bekleyerek bu işi yürütmek mümkün değil; işin yapısı giderek değişiyor. Eskiden reklam bütçesi ayırmazdık, bugün ise sosyal medya için düzenli bir bütçe oluşturuyoruz. Bu konuda Beko’nun da desteği var; bazı reklamları birlikte yürütüyor, maliyetleri paylaşabiliyoruz. Bunun dışında kendi reklamlarımızı da ayrıca yayınlıyoruz. Sosyal medyada müşteriye daha iyi ulaşabilmek için çalışanlarımız videolar çekip paylaşımlar yapıyor. Sadece ürünleri değil, kendilerini de ön plana çıkarıyorlar ve bunun faydasını açıkça görüyoruz. Müşterinin sizi sosyal medyada görmesi bile bir aşinalık oluşturuyor ve iletişimi kolaylaştırıyor. Bu da başarıya giden yollardan biri hâline geldi. Zamanla yöntemler değişecektir; ancak yeni nesil perakendecilikte bu araçları kullanmak artık zorunlu. Bugün Excel ve raporlama süreçlerini bilmeden bu işi yürütmek neredeyse mümkün değil; işimizin büyük bölümü veriler ve analizlerle ilerliyor.

0 Yorum

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Silverline’ın yeni davlumbazı Eterno ile sessiz ferahlık
Ehl-i keyfin kahve keyfi
Samsung Galaxy S21 Ultra en üst düzey akıllı telefon deneyimi vadediyor
Electrolux, IF Design’dan 2 ödül kazandı
MediaMarkt Alanya’da ilk mağazasını açtı
Goldmaster konforlu, işlevsel ve estetik ürünleriyle ev hayatına keyif katıyor