10 Mart 2026

Beyaz eşyada şu an en büyük sorunumuz kârsızlık

Ece Halıcılık Bursa Bosch Bayisi Erhan Kan

Öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Aslen Sivaslıyım; Bursa’da doğup büyüdüm. Ailede üçüncü kuşağı temsil ediyorum. İşletmemiz babam Hasan Kan üzerine kayıtlı. Önce dedem, ardından babam ve bugün de ben ve kardeşim Âdem Kan ile üç kuşaktır bu işi sürdürüyoruz. 1991 doğumluyum ve Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana sektörün içindeyim. Kardeşim Âdem ise İnşaat Mühendisliği mezunu olmasına rağmen işletmemizin mobilya bölümünü yönetiyor. Kuruluş hikâyemiz gurbetle başlıyor. Dedem Mustafa Kan, Sivas’tan Batı’ya gelerek ticarete atılıyor. İlk olarak kilim satışıyla başlayan faaliyetler zamanla halı ticaretine dönüşüyor ve uzun yıllar bu şekilde devam ediyor. Daha sonra mağazacılığa geçiliyor; özellikle Turgut Özal döneminden sonra işimiz daha kurumsal bir yapıya kavuşuyor. Bir süre halı ticaretiyle devam ederken mağaza içerisinde AEG markasıyla beyaz eşya ürünleri de yer almaya başlıyor. Ardından Vestel ürünleri de satışa giriyor. Daha sonra Bosch’un AEG’nin o dönemdeki hizmet yapısını devralmasıyla biz de doğal olarak Bosch markasına geçtik. O günden bugüne Bosch bayiliğimiz kesintisiz şekilde devam ediyor.

Mağazalarınızın genel özelliklerinden bahseder misiniz?

Bulunduğumuz mağaza Bursa’nın merkezinde, Kapalı Çarşı olarak bilinen bölgenin hemen altında ve Ulu Cami’ye çıkan cadde üzerinde yer alıyor. Lokasyonumuz, geçmişten beri yaya trafiğinin en yoğun olduğu noktalardan biri. Bu hareketliliğin avantajlarından bugüne kadar önemli ölçüde faydalandık. Diğer mağazamız da aynı bölgede, yaklaşık 350 metre aşağıda, Demokrasi Meydanı’nda bulunuyor.

Bunun dışında Bursa’nın yeni yerleşim alanı olan Nilüfer’de iki mağazamız daha var. Bu mağazalarımızın üçü de yalnızca Bosch konseptiyle hizmet vermeye devam ediyor.

Tüketicilerinize ne tür farklılıklar sunuyorsunuz?

Uzun yıllardır Bosch mağazası olmamız ve köklü bir geçmişe sahip olmamız sayesinde güçlü bir müşteri sadakati oluşturduk. Hâlâ babamın döneminden kalan, hatta yaşı ondan büyük olan müşterilerimiz var; bugün çocukları ve torunlarıyla birlikte alışverişe geliyorlar. Mağazalarımız ve şirketimiz geçmişe dayalı bir yapıya sahip olduğu için eski müşterilerimize hizmet vermeye devam ediyoruz. Bulunduğumuz mağaza 30 yıldır aynı yerde faaliyet gösteriyor. Otuz yıl önce kredi kartı kullanımı oldukça sınırlıydı ve satışlar ağırlıklı olarak senetle yapılıyordu. Bu alışkanlığın da etkisiyle, bünyemizde kayıtlı eski müşterilerimize senetli satış uygulamasını sürdürüyoruz. Yeni müşterilerimiz arasında da uygun gördüğümüz, güvenilirliğini değerlendirdiğimiz kişilere senetli satış imkânı sunmaya devam ediyoruz.

Bosch markası sizin için ne ifade ediyor?

Beyaz eşya denildiğinde akla ilk gelen markalardan biri Bosch’tur. 35 yaşındayım ve adeta 35 yıldır Bosch bayisiyim; bu markanın içine doğdum, onunla büyüdüm. Bu nedenle benim için çok şey ifade ediyor. Bosch, öncelikle kaliteyi temsil ediyor. Markanın gücü her zaman kendini hissettirdi. 15–20 yıl önce de böyleydi, bugün ise hem biz bayilere hem de müşterilere bu gücü çok daha net şekilde gösteriyor.

Bölgenizin yapısından ve tüketicilerden biraz bahseder misiniz?

Çarşıdayız, yani şehir merkezindeyiz. Merkezin belirli bir mahallesi olmaz; biz tüm Bursa’ya hitap ediyoruz. Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçeleri de merkeze oldukça yakın olduğu için nüfusun büyük bir bölümüne çarşı üzerinden ulaşabiliyoruz. Memur, işçi, emekli, ev hanımı ve serbest meslek sahibi olmak üzere her kesimden müşteriye satış yapıyoruz. Ödeme konusunda da müşterinin durumuna göre farklı seçenekler sunuyoruz; kimi kredi kartıyla, kimi senetle, kimi ise hasat dönemine göre ödeme yapabiliyor.

Son dönemdeki satış performansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? 2025 yılı genel olarak nasıldı? 2026 yılına ilişkin beklentileriniz nelerdir?

Beyaz eşya sektöründe Ocak-Şubat sakin geçen aylardır. Çok fazla bir beklentimiz olmuyor bu dönemde. 2025 yılı açıkçası bizim için sancılı geçti. Hem markalar arasında hem de aynı marka bünyesindeki bayiler arasında yoğun bir rekabet yaşandı. Sektöre yeni oyuncuların girmesiyle birlikte dengeler daha da değişti. Zaman zaman firmaların yeni bayilere ya da yeni satış kanallarına öncelik verdiğini görüyoruz. Özellikle internet satış kanalı üzerinden adetsel büyüme hedeflenirken kârlılığın geri planda bırakıldığı uygulamalar olabiliyor. “Adedi artırıp marjı düşürelim” yaklaşımıyla yapılan bu hamleler, piyasa algısını koruma ya da büyüme gösterme amacı taşısa da bayiler açısından zorlayıcı sonuçlar doğurabiliyor. 2025 yılında bizi en çok zorlayan unsurlardan biri de bu oldu. Biz kârlılıktan taviz vermek istemediğimiz için agresif rekabetin içine girmedik. Bu nedenle satış hızımız önceki yıllara kıyasla bir miktar yavaşladı, hatta adet bazında düşüş yaşadığımızı söyleyebilirim. Enflasyon oranına paralel bir büyüme yakalayamadık. Beyaz eşya sektöründe ocak ve şubat ayları genellikle daha sakin geçer. Bu dönemde yüksek bir beklenti içinde olmayız; piyasa doğal akışında seyreder.

Bir beyaz eşya perakendecisi olarak sektördeki en büyük sorunlar sizce nelerdir?

Bu sorunlara yönelik çözüm önerileriniz neler olur? Beyaz eşyada şu an en büyük sorunumuz kârsızlık. Özellikle bayi kanalında, neredeyse tüm markalar için satışlar çok düşük marjlarla, hatta yer yer kârsızlık sınırında yapılmaya başladı. Maliyetlerimiz ve satış fiyatlarımız belli; elde ettiğimiz sınırlı kârla hem işletme giderlerini hem de personel ve kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışıyoruz. 2024-2025 yılı için satış tamamen karsızlık üzerine kuruldu ve böyle de devam ediyor. Şirketin bize söylemiş olduğu şu; “Biz mal satmaya devam ediyoruz, perakendede adetlerimizi tutturamamış olsak bile büyük ölçüde adetlerimizi biz Türkiye içerisinde sattık” diyorlar. Bu sefer insan kendini sorguluyor. Bayi olarak biz diğer yıllara göre adetlerimizi düşürüyoruz, satışlarımızı düşürüyoruz. Bu ürünleri kim satıyor o zaman? Bu noktada maliyetine veya maliyetin altında satış yapan kanallar devreye giriyor; Bunlar internet satışları ve markanın kendi çalışanlarına sağladığı özel fiyatlı ürün uygulamaları diyebiliriz bunlar bizi etkiliyor. Örneğin Bursa’daki Bosch fabrikasında çalışanlara uygun fiyatlı ürün sunulması, müşterinin bayiye ya da perakende kanalına yönelmesini azaltabiliyor. Benzer uygulamaların farklı bölgelerde de olduğunu duyuyoruz. Sonuçta bu tür uygulamalar bölgesel ölçekte de olsa bayi satışlarını doğrudan etkiliyor ve zaten düşük olan kâr marjlarını daha da aşağı çekiyor.

İşinizi severek mi yapıyorsunuz? Mesleğinizin sizin için en keyifli yanları nelerdir?

Belirli bir sermaye yapısı içinde satış yapıyoruz. Bunun getirdiği bir rahatlık elbette var; bazı süreçleri daha kolay yönetebiliyoruz. Zaman zaman bayilere yönelik düzenlenen seyahatler de oluyor, bu da motivasyon açısından bizi olumlu etkiliyor. Sonuçta ticaretle uğraşıyoruz; kendimizi esnaf olarak tanımlarsak da tanıştığımız insan sayısı her zaman artıyor. Kurduğumuz bu iletişim hem bize yeni müşteriler kazandırıyor hem de müşteri portföyümüzün genişlemesine katkı sağlıyor.

Sizce bu iş sürdürülebilir mi? Bu mesleği çocuklarınıza devretmeyi düşünüyor musunuz?

Dört yıldır evliyim, 2,5 yaşında bir oğlum var. Oğlumuza bile Bosch markasını öğretmişiz; “Babam Bosch satıyor” diyor. Ancak sürdürülebilirlik açısından bakarsak, bu işi çocuklarımıza tavsiye etmek şu an için biraz zor görünüyor. Son gelişmeler bayi kanalını bir miktar sekteye uğrattı ve daralttı diyebilirim. Bursa’da çok belirgin olmasa da İstanbul, Balıkesir ve İzmir gibi şehirlerde bayiliği bırakan, mağaza kapatan ya da şube sayısını azaltan firmalar olduğunu görüyoruz. Bu durum farklı markalarda da yaşanıyor. Küçülen ya da kapananların çoğu köklü firmalar ve bu gerçekten üzücü. Bunun temel nedeni ise kârsızlık. Yeni oyuncular ve yeni bayiler sektöre girerken başlangıçta belirli şartlarla kabul ediliyor; ancak işin içine girdiklerinde tablonun farklı olduğunu görüyorlar. Sonunda iki seçenekle karşılaşıyorlar: Ya işi bırakmak ya da düşük kârlılıkla devam etmek. Birçok kişi bunu kabullenerek kısa vadede devam ediyor, ancak uzun vadede sürdürülebilirliği zor görünüyor. Perakendeciliğin kuralları değişti ve açıkçası buna alışmakta zorlanıyoruz. 2017 yılında gittiğimiz bir Londra seyahatinde Ankaralı bir bayi büyüğümüzle sohbet ederken liste fiyatı üzerinden satış yaptığımı söylemiştim. Çok şaşırmış ve “Ankara’da yüzde 1–2 marj alabilirsek mutlu oluyoruz” demişti. O zaman buna çok üzülmüş, Bursa için de şükretmiştim; çünkü burada liste fiyatına yakın satış yapabiliyor, rekabeti daha sınırlı hissediyorduk. Bugün ise o dönemde Ankara’da yaşananlar neredeyse tüm Türkiye’de geçerli hâle geldi.

Size göre perakendecilik nedir? İyi bir perakendecilik nasıl olmalıdır? Perakendeciliğin gelecekte nasıl bir yöne evrileceğini düşünüyorsunuz?

İyi bir perakendecinin insanlarla güçlü bir iletişim kurması gerekir. Mağazanın ürün çeşitliliği, lokasyonu, hizmet kalitesi ve müşteri geri bildirimlerinden alınan olumlu sonuçlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan memnuniyet, yeni müşteriler kazandırır. Mağazacılıkta sürdürülebilirlik de büyük ölçüde buna bağlıdır. Günümüzde ise perakendecilik yalnızca fiziksel mağazadan ibaret değil; internet de önemli bir satış kanalı hâline geldi. İnternet satış rakamlarının bizi zorladığını ve yakın gelecekte daha da etkili olacağını görüyoruz. Ancak bu kanala tamamen sıcak baktığımızı söyleyemem. Şu anda kendi e-ticaret satışımız yok; yalnızca Bosch.com.tr üzerinden gelen siparişlere destek veriyoruz. İnternet satışına henüz girmedik, açıkçası biraz da direniyoruz. Çünkü bu kanalda kârlılık oldukça düşük. En uygun fiyatı sunmanız gerekiyor; ürünün satışı, teslimatı ve servis süreçleriyle ilgileniyorsunuz ancak buna rağmen yeterli kazanç elde edilemiyor. Gelecekte ne olur bilinmez, ancak şu an için yaklaşımımız bu yönde. Bunun dışında farklı bir iş kolumuz bulunmuyor; yalnızca diğer mağazamızda mobilya alanında faaliyet gösteriyoruz.

Hedefiniz nedir bundan sonra?

Mevcut rekabet ortamında büyümek oldukça zor. Mevcudu koruyabilirsek bile önemli bir başarı sayıyoruz. Bu marka ile çalışmaya devam etmek istiyoruz; ancak bazı şartların düzelmesi gerekiyor. Diğer satış kanallarına gerek devlet gerekse şirket politikalarıyla belirli bir düzen getirilebilirse sektörün farklı bir noktaya gidebileceğini düşünüyorum. Aksi hâlde, mevcut durum “herkes kendi imkânıyla ayakta kalsın” anlayışıyla devam ederse birçok bayinin işi bırakacağını ya da yön değiştireceğini göreceğiz. Bu bir yakınma gibi görülebilir ama asıl sorun internet satışlarının kârsızlık üzerine kurulmuş olması. Elbette internette her ürün satılacak, beyaz eşya da satılmalı; ancak bizim sektörde fiyatlar sürdürülebilir seviyelerin altına inmiş durumda. İnternette toptan alış fiyatlarının bile yüzde 25 altına ürün bulabildiğimiz oluyor. Bu durum piyasada ciddi bir fiyat karmaşası yaratıyor. Ne zaman ve nasıl düzelecek, açıkçası kestirmek zor.

0 Yorum

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Bölgemiz ve ülkemiz için en büyük tehdit internet satışları
Arçelik: “Sen Mühendissin, Bizimlesin”
Teknolojimizle doğal kaynakları korumaya ve sürdürülebilir yaşamı desteklemeye devam edeceğiz
Samsung yeni TV modelleriyle evin havasını değiştiriyor
Hedefimiz Ali Bey’den öğrendiğimiz işimizi ve çalıştığımız kurumsal şirketi üçüncü kuşağa taşımaktır
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun