Öncelikle sizi ve şirketinizi kısaca tanıyabilir miyiz?
1993 Biga doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Biga’da okudum. Ardından İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nü bitirdim. Sinemaya büyük bir hevesim vardı. Ancak eğitim sırasında sektörün ne kadar zor olduğunu ve bana çok uygun olmadığını yaşayarak gördüm. Bu nedenle devam etmeme kararı aldım ve Biga’ya döndüm. 2017 yılında Biga’ya döndükten sonra bir süre kafecilik yaptık. Güzel bir iş oluşturduk ve daha sonra işletmeyi kârlı bir şekilde devrettik. Kendi yerimizi de kiraya vererek aile işimiz olan beyaz eşya sektörüne geri döndük. 2022 yılından itibaren de ben, abim ve kardeşim birlikte olmak üzere ağırlıklı olarak bu işin içerisindeyiz. Aslında ailemizin ticaret geçmişi çok daha eskiye dayanıyor. Dedem Vehbi Şenoğlu, 1959 yılında terzi olarak vergi mükellefi oluyor. Hazır giyimin henüz yaygın olmadığı yıllarda terzilik yapıyor. 1963 yılında ise terziliği bırakarak beyaz eşya, mobilya ve halı satışına başlıyor. O dönem bugünkü anlamda münhasır bayilik sistemi olmadığı için bulabildikleri farklı ürünleri satıyorlar. Dedem 1937 doğumluydu ve 5 Ekim 2020’de vefat etti. 1963 yılında beyaz eşya işine başladıklarında Arçelik satıyorlar. O dönemde ortakları da var. Daha sonra ortaklık sona eriyor ve dedem ticarete devam ediyor. Arçelik bayiliğimiz de 2002 yılına kadar sürüyor. 2004 yılında Vestel bayisi olduk. O tarihten bugüne Vestel bayiliğimiz devam ediyor. Babam hayatta ve hep birlikteyiz. Kendisi 1964 doğumlu. Ancak artık işin içerisinde aktif değil; yönetimi tamamen bize bıraktı. Arçelik bayiliğinin ardından Vestel ile tek mağazayla devam ettiniz. Daha sonra mağaza sayınızı artırdınız.
Bugünkü yapınızdan bahseder misiniz?
Halihazırda 2024 yılından beri Vestel, 2023 yılından beri Bosch bayisiyiz. Vestel’in Regal markasıyla bayileşme stratejisine başladığı dönemde, 2022 yılında bir Regal mağazası açtık. Daha sonra Regal tarafındaki yapı değişti ve marka distribütörler üzerinden ilerlemeye başladı. Bizim mağazamızdaki Regal tabelası hâlen duruyor ancak mağazaya Altus ve Uğur ürünlerini de ekledik. Uğur bayisiyiz. Dolayısıyla burası bugün karma bir mağaza olarak faaliyet gösteriyor. Samsung ürünleri de satıyorduk ancak 31 Mayıs itibarıyla Samsung tarafını kapattık. Ürünleri distribütör üzerinden alıyorduk. Bundan sonra bir karma mağaza ve Vestel ağırlıklı yapımızla devam edeceğiz.
Mağazalarınızın fiziki özellikleri ve personel yapınız nasıl?
Şu anda üç mağazada toplam beş kişi çalışıyoruz. Ağabeyim beyaz eşya tarafında aktif değil. Diğer kardeşim Mehmet Emir burada aktif olarak çalışıyor. Üç mağazada dört kişi sabit görev yapıyor. Ben de ihtiyaç olduğunda mağazalara destek veriyorum.
Tüketiciye ne gibi farklılıklar sunuyorsunuz? Tüketici sizi neden tercih ediyor?
Her şeyden önce bize güveniyor. Bir aile şirketiyiz ve uzun yıllardır bu bölgede ticaret yapıyoruz. Bugüne kadar müşterimizi yüzüstü bıraktığımız veya yaşadığı bir problem karşısında yalnız bıraktığımız bir durum olduğunu düşünmüyorum. Tüketici Hakem Heyeti’ne taşınan dosyamız neredeyse hiç olmamıştır. Hatta zaman zaman bir konuda müşterinin haksız olduğunu düşünüyorsam kendim Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurmasını söylüyorum. Müşteriye, “Eğer biz haksızsak zaten heyet bizim aleyhimize karar verir; eğer biz haklıysak siz de bunu kabul edersiniz” diyorum. Bu konuda kendimize güveniyoruz. Çünkü gerçekten biz haksızsak müşteriyi mağdur edemeyiz. Sorunu çözmek zorundayız. Örneğin bir ürünle ilgili marka değişim kararı vermemiş olsa bile, müşterinin gerçekten mağdur olduğunu düşünüyorsak gerektiğinde biz inisiyatif alıp ürünü değiştirebiliriz. Vestel’in de özellikle değişim ve satış sonrası destek konusunda arkamızda durduğunu söylemeliyim. Bu konuda markadan ciddi destek görüyoruz. Dolayısıyla bizim en önemli farkımız güven. Fiyat konusunda ise iddialı olduğumuzu söylemiyoruz. İnternetin bu kadar agresif fiyatlarla çalıştığı bir dönemde bizim “En ucuz ürün bizde” gibi bir iddiamız olamaz. Bunu müşterimize de açıkça söylüyoruz: “Bizim size en ucuz ürünü satma iddiamız yok. Ancak alışverişten sonra başınız ağrımasın, bir sorun yaşadığınızda günlerce müşteri hizmetleriyle uğraşmadan karşınızda bir muhatap bulmak istiyorsanız bizi tercih edebilirsiniz.” Ama tüketicinin tek kriteri en ucuz fiyat ise, açıkça söylüyoruz: Biz doğru adres olmayabiliriz.

Biga’nın ve bölgedeki tüketicinin yapısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biga temelde bir tarım bölgesi ancak tüketici yapısı giderek değişiyor. Benim çocukluğumda ilçe merkeziyle köy nüfusu neredeyse yarı yarıyaydı. Bugün ise nüfus çok daha fazla ilçe merkezinde yoğunlaşmış durumda. Biga ciddi biçimde şehirleşti. Bunun önemli nedenlerinden biri sanayi yatırımları. Bölgede ciddi bir sanayi çalışanı nüfusu bulunuyor. Organize sanayi bölgesinde ve farklı üretim tesislerinde çok sayıda kişi çalışıyor. Biga aynı zamanda köy sayısı açısından Türkiye’nin önde gelen ilçelerinden biri. Geçmişte yaklaşık 117 köyümüz olduğunu hatırlıyorum; bugün sayı daha düşük olsa da hâlâ çok sayıda köyümüz var. Bölgede ayrıca son yıllarda çok farklı bir mobilya üretim modeli gelişti. İnternet üzerinden satılan, paketli ve demonte mobilya üretiminde Biga önemli bir merkez haline geldi. Kargoyla gönderilebilecek ölçü ve maliyette ürünler üretiliyor. Bu alanda çok sayıda çalışan bulunuyor. Dolayısıyla artık Biga tüketicisini klasik bir kırsal bölge tüketicisi olarak değerlendirmek doğru değil. Geçmişte bölgede çalışan servislerden de “En zor müşteri Biga müşterisi” şeklinde yorumlar duyardık. Çünkü Biga tüketicisi araştırıyor, fiyatları karşılaştırıyor ve haklarının farkında. Bugün elden taksit gibi geleneksel yöntemler de büyük ölçüde ortadan kalktı. Kredi kartı kullanımı yaygınlaştı. Kısacası artık karşımızda kırsal değil, şehirli ve bilinçli bir tüketici var.
Son dönemde işleriniz nasıl gidiyor?
Âdettendir, “Allah’a şükür, işlerimiz iyi” diyoruz. Ama gerçekçi olmak gerekirse işlerimiz daraldı ve cirolarımız düştü. Samsung mağazamızı kapattık. Yakın bir gelecekte Bosch tarafıyla da vedalaşıyoruz. Aslında bunların hepsi işlerin eskisi kadar iyi olmadığını gösteriyor. Sermayemize zarar vermemek için bazı önlemleri almak zorundayız.
Hâlihazırda çalıştığınız markalara veya sektöre nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Tek bir mesajım var: Fiyat farkı sistemi sürdürülebilir değil. Ürünün bayiye yüksek fiyatla satılıp daha sonra fiyat farkları ve çeşitli desteklerle dengelenmeye çalışıldığı sistemin uzun vadede sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Burada özellikle bir marka ismi vermek istemiyorum. Benim eleştirim sistemin kendisine.
İşinizi severek mi yapıyorsunuz? İleride çocuklarınıza devretmek ister misiniz?
Dedemin bize bir vasiyeti vardı: “Bu işi bırakın” derdi. Biz bırakmadık, aksine büyüttük. Ama açık söylemek gerekirse ben de kendi çocuklarıma bu işi devretmek istemem. Bugünkü şartlarda sektörün içerisinde olan birçok kişinin benzer duygular taşıdığını düşünüyorum. Mehmet Emir Şenoğlu: Dışarıdan baktığınızda bu iş iyi görünebilir. İnsanlar da genellikle “Çok memnunuz” der. Belki bazen işin gerçek zorluklarını söylemek istemezler. Ancak bana göre bu iş dışarıdan göründüğü kadar kolay ve mükemmel değil. Sadece parasal anlamda söylemiyorum. Fiziksel ve manevi olarak da insanı yoruyor. Üstelik verdiğiniz emeğin karşılığını her zaman alamıyorsunuz. Çünkü iş mağazada ürünü satmakla bitmiyor. Depolaması var, taşıması var, servisle görüşmesi var, müşteriyle ilgilenmesi var. Çok farklı süreçleri aynı anda yönetmek zorundasınız. 2030 yılında beyaz eşya perakendeciliğinin nasıl olacağını düşünüyorsunuz? Ben tabelalı, münhasır bayilik sisteminin daha uzun yıllar devam edeceğini düşünüyorum. Özellikle çeyiz müşterisinin bütün alışverişini internet üzerinden rahatlıkla yapabildiğini düşünmüyorum. Çeyiz müşterisine sunulan paketler ve fiyat avantajları da fiziksel mağazacılığın devamını destekleyecektir. Ancak karma ürün satan, aynı ilçede çok sayıda bayilikle çalışan veya çok şubeli yapılarda faaliyet gösteren firmaların ciddi biçimde azalacağını düşünüyorum. Bana göre gelecekte bu işin şifresi butik ve düşük maliyetli aile işletmesi olmak. Bir ailenin kendi mağazasında çalıştığı, mümkün olduğunca az personel kullandığı ve işletme giderlerini minimumda tuttuğu yapılar ayakta kalabilir. Büyük ölçekli yapıların devam ettirilmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda yedi-sekiz, hatta 10-15 şubeye ulaşmış bazı firmaların ciddi finansal krizlere girdiğini, sonunda mağazalarını kapatmak veya devretmek zorunda kaldığını gördük. Dolayısıyla kendi mağazasının başında duran, masraflarını minimumda tutan ve mümkün olduğunca yalın çalışan aile işletmelerinin gelecekte daha güçlü kalabileceğini düşünüyorum. Ama beyaz eşya işi tamamen bitmez. Türkiye’de çok ciddi bir beyaz eşya üretimi var. Türkiye, beyaz eşya açısından dünyanın önemli üretim merkezlerinden biri. Bu nedenle sektörün ortadan kalkacağını düşünmüyorum; ancak perakende yapısının değişeceğini düşünüyorum.
Beyaz eşya dışında başka iş kollarınız var mı?
Motosiklet işiyle de ilgileniyoruz ve açıkçası motosiklet tarafındaki sonuçlardan oldukça memnunuz. Arora bayisiyiz. Yaklaşık bir yıl önce başladık. Bu bir yıl içerisinde, kış dönemindeki yaklaşık iki ay dışında, motosiklet ciromuz birçok ayda beyaz eşya ciromuzun üzerinde gerçekleşti. Hatta yaz dönemindeki çok güçlü bir ayda motosiklet ciromuz beyaz eşya ciromuzun yaklaşık iki katına çıktı. Bu tablo ister istemez bize beyaz eşya işindeki emeğimizi ve elde ettiğimiz karşılığı yeniden sorgulattı.
Teknolojinin mağazacılıkta kullanımını genç bir girişimci olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz internet mağazacılığı yapmadığımız için teknolojinin doğrudan mağazacılık modelimize çok büyük bir etkisini henüz görmüyoruz. Ancak ürünlerde teknoloji ve yapay zekânın etkisi giderek artıyor. Daha birkaç yıl önce ürün gamımızda Wi-Fi özellikli bir veya birkaç ürün varken bugün neredeyse bütün ürün gruplarında bağlantılı modeller görmeye başladık. Dolayısıyla teknoloji bizim ticaret modelimizden çok, sattığımız ürünlerin üzerinde kendisine daha fazla yer buluyor. Ben de nasip olursa Berlin’de düzenlenen IFA’ya gitmeyi planlıyorum.
Beyaz eşya bayisi olarak meslektaşlarınıza tek bir tavsiyede bulunacak olsanız ne söylersiniz?
İlk söyleyeceğim belki biraz sert olacak: “Kaçın, kendinizi kurtarın.” Bunu biraz esprili ama sektörün bugünkü zorluklarını anlatmak için söylüyorum. Asıl söylemek istediğim, bu sektöre gereğinden fazla yüklenmemek gerektiği. Özellikle yüksek maliyetlerle, fazla mağaza ve personelle büyümeye çalışmanın bugün çok riskli olduğunu düşünüyorum. Vestel tarafında ise farklı bir değerlendirmem var. Vestel pazar payını artıracak ve bayisini daha mutlu edecek doğru adımlar atarsa şirketin geleceğini olumlu görüyorum. Kendi küçük ölçekli şirketimi yönetirken bile personel ve işletme giderlerinin ne kadar ağır olduğunu görüyorum. Bu nedenle Vestel’in son dönemde maliyetlerini ve organizasyon yapısını daha verimli hale getirmek adına attığı bazı adımları değerli buluyorum. Bu yaklaşım devam ederse Vestel’in geleceğinin güçlü olduğunu düşünüyorum. Benim açımdan Vestel terk edilecek bir gemi değil. Ancak Vestel’in geçmişte kendisini büyüten bazı özelliklerini de yeniden hatırlaması gerektiğini düşünüyorum. Vestel piyasaya güçlü biçimde girdiği dönemlerde fiyat politikasıyla ciddi pazar payı kazandı. Bugün ise fiyat konusunda rakiplerini daha fazla takip ettiğini görüyorum. Eğer hedefiniz pazardaki payınızı artırmak, hatta gelecekte sektör liderleriyle çok daha güçlü rekabet etmekse yalnızca rakibinizi takip etmek yerine sizi geçmişte başarılı yapan farklılaşmayı yeniden ortaya koymanız gerektiğine inanıyorum.
Klima pazarı bu yıl nasıl gidiyor?
Klima pazarı ciddi biçimde daraldı. Özellikle bizim bölgemizde mevsim koşulları da bunda - EYLÜL 2026 19 etkili oldu. Yaz çok geç geldi. Klima biraz da psikolojik bir ürün. Hava gerçekten ısınmadığı sürece, önceden planlamış veya kesin ihtiyacı olan tüketici dışında insanlar satın alma kararını erteliyor. Bu nedenle satışlarımız ciddi biçimde daraldı ve belirli bir stok yükümüz oluştu. Ancak bizi finansal açıdan üzecek büyüklükte bir stoktan söz etmiyorum. Uzun vadede iklim değişikliğinin etkisiyle klima pazarının büyümeye devam edeceğini düşünüyorum. Fakat bu yıl iklim bize sürpriz yaptı.
Bundan sonraki hedefiniz nedir?
Beyaz eşya sektöründen tamamen çekilmeyi hiçbir zaman düşünmüyoruz. Şartlar olumsuz olsa bile bu işin aile işimiz olarak devam etmesini istiyoruz. Ancak beyaz eşya tarafında çok büyük bir büyüme veya küçülme planımız da yok. Şirket olarak bundan sonraki büyümemizi farklı kulvarlarda gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Henüz kesinleşmiş tek bir hedef sektörümüz yok. Şu anda motosiklet işinden memnunuz. Elbette orada da piyasanın daraldığını söyleyen eski sektör oyuncuları var. Biz yeni başladığımız ve beklentilerimizi daha sınırlı tuttuğumuz için sonuçlardan memnunuz. Motosiklet sektörü de elbette güllük gülistanlık değil. Özellikle satış sonrası hizmeti doğru yönetmek gerekiyor. Ancak şu anda beyaz eşyaya kıyasla daha yüksek cirolar elde edebiliyoruz. Dolayısıyla hedefimiz, beyaz eşya işimizi korurken şirketimizin büyümesini farklı sektörlerde gerçekleştirmek. Bugünkü konjonktür beyaz eşya tarafında büyümeye çok uygun değil. Hatta büyük kalmaya bile uygun olmadığını düşünüyorum. Bugün daha düşük maliyetlerle, daha kontrollü ve daha yalın mağazalar işletmek gerekiyor. Ben mağaza kapatmaya da başlı başına kötü bir şey olarak bakmıyorum. Eğer bir mağaza sermayeme zarar veriyorsa onu kapatmaktan çekinmem. Çünkü sonuçta sermayemizi firmaların büyüme veya satış hedefleri uğruna tüketemeyiz.








0 Yorum