14 Ağustos 2026

Benim en büyük motivasyon kaynağım, ülkemiz adına değer üreten bir marka oluşturacağımıza olan sarsılmaz inancımdı

Türkiye'de küçük ev aletleri sektörünün gelişimine tanıklık eden ve bu gelişime yön veren köklü markalardan biri olan Fantom, yarım asrı aşan üretim kültürüyle bugün yalnızca iç pazarda değil, dünya pazarlarında da Türk sanayisinin gücünü temsil ediyor. 1965 yılında temelleri atılan ve 1984 yılında Fanset AŞ çatısı altında kurumsallaşan marka; yerli üretime olan bağlılığı, teknoloji yatırımları ve sürdürülebilir büyüme anlayışıyla onlarca yıldır sektörün öncü üreticileri arasında yer alıyor.

Dağıtım Kanalı Dergisi olarak, Fanset AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Tangüler ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; Türkiye'de üretmenin anlamını, köklü bir Türk markası olmanın getirdiği sorumluluğu, sanayicilik vizyonunu ve Fantom'un dünya çapında tanınan bir marka olma yolculuğunu konuştuk. Türkiye'nin üretim kültürüne katkı sunan bir sanayicinin gözünden; yerli üretimin dünü, bugünü ve geleceği ile küresel pazarlarda Türk markalarının yükselişine dair değerli değerlendirmeleri sizlerle buluşturuyoruz.

Fantom bugün Türkiye'nin en köklü küçük ev aletleri markalarından biri olarak anılıyor. 1984 yılında başlayan bu yolculuğun en önemli dönüm noktaları neler oldu?

Aslında bu süreci geniş bir perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Resmî olarak 1984 yılında kurulmuş olsa da Fanset'in hikâyesi, 1965 yılında başlayan uzun soluklu bir yolculuğun eseridir. 1965'lerde başlayan iş hayatım, 1984 yılında Fanset'in kurulmasıyla birlikte küçük ev aletleri sektöründe geleceğe yön verme vizyonuna dönüştü. O dönem, Türkiye'de imalat sanayisinin gelişmeye ve dönüşmeye başladığı yıllardı. Biz de bu dönüşümün bir parçası olmanın ötesine geçerek, sektöre değer katmayı ve yön veren şirketlerden biri olmayı hedefledik. Fanset olarak faaliyetlerimize ilk etapta vantilatör ve aspiratör üretimiyle başladık. Zaman içerisinde ürün portföyümüzü genişleterek küçük ev aletleri kategorisinde birçok farklı ürünü üretmeye başladık. Üretim anlayışımızı her zaman yüksek kalite, teknoloji ve sürdürülebilirlik üzerine inşa ettik. Bu doğrultuda, sektörümüzde örneğine az rastlanır şekilde kendi kalıphanemizi kurarak kalıplarımızı bünyemizde üretmeye, kendi enjeksiyon proseslerimizle üretim gerçekleştirmeye ve entegre üretim altyapımızı sürekli geliştirmeye odaklandık. Bugün, 10 montaj hattına sahip modern üretim tesislerimizde yıllık 2 milyon adedin üzerinde üretim kapasitesine ulaşmış bulunuyoruz. Geçmişten aldığımız deneyim ve birikimi, yenilikçi bakış açımızla birleştirerek hem ülkemize hem de sektörümüze değer üretmeye devam ediyoruz.

500 metrekarelik bir atölyeden, bugün binlerce kişiye istihdam sağlayan, onlarca ülkeye ihracat yapan bir yapıya dönüşmek kolay olmadı. Bu süreçte sizi başarıya taşıyan temel değerler nelerdi?

Başarının tek bir sırrı olduğuna inanmıyorum. Ancak bizi bugünlere taşıyan bazı temel değerler var: dürüstlük, çalışkanlık, kaliteye bağlılık ve sürdürülebilir büyüme anlayışı. Biz hiçbir zaman kısa vadeli kazançların peşinden koşmadık. Üretim kalitesinden, müşteri memnuniyetinden veya etik değerlerimizden taviz vermeden büyümeyi tercih ettik. Çalışanlarımızı, bayilerimizi, servis ağımızı ve tedarikçilerimizi her zaman işimizin ayrılmaz bir parçası olarak gördük. Ayrıca yerli üretime olan inancımızı hiçbir zaman kaybetmedik. Türkiye'de üretmenin, katma değer oluşturmanın ve istihdam sağlamanın ülkemiz adına önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz.

Fantom'un tüketici nezdinde yıllardır koruduğu güven duygusunu nasıl açıklıyorsunuz? Bir markanın uzun yıllar tercih edilmesini sağlayan en önemli unsur sizce nedir?

Güven, reklamla satın alınabilecek bir şey değildir. Güven, yıllar boyunca verilen sözlerin tutulmasıyla oluşur. Bir tüketici bir ürünü satın aldığında yalnızca ürün almaz; aynı zamanda markanın verdiği söze de yatırım yapar. Eğer o ürün beklentileri karşılıyor, servis desteği zamanında sağlanıyor ve marka tüketicisinin yanında duruyorsa güven oluşur. Fantom’un yıllardır tercih edilmesinin temel nedeni de budur. Biz tüketicilerimizle uzun vadeli bir ilişki kurmaya çalıştık. Kaliteyi erişilebilir fiyatlarla sunarken satış sonrasında da onların yanında olduk. Bir markanın ömrünü uzatan en önemli unsurun güven olduğunu düşünüyorum. Bugün hala 20- 30 yıl önce ürettiğimiz ürünleri kullanan ve yedek parça talep eden müşterilerimiz var. Bu bizim için güvenin ve kalitenin en somut göstergelerinden biridir.

Fantom bugün Türkiye'nin köklü yerli markalarından biri olarak anılıyor. Bizi kuruluş yıllarına götürür müsünüz? Fantom’un doğuş hikâyesi nasıl başladı ve sizi bu markayı kurmaya yönlendiren motivasyon neydi?

Beni motive eden en önemli unsurlardan biri, o dönemde Türkiye'de üretim ve imalat sanayisinin henüz yeterince gelişmemiş olması ve pek çok alanda yerli üretimin istenilen seviyeye ulaşmamış olmasıydı. Bu tabloyu bir eksiklik olarak değil, ülkemiz adına önemli bir fırsat olarak gördüm. En büyük hedefim; Türkiye'ye katma değer sağlayan bir üretim gücü oluşturmak, istihdam yaratmak ve ürettiğimiz ürünleri kendi markamla dünya pazarlarına ulaştırmaktı. Attığım her adımda bu vizyon doğrultusunda hareket ettim. Bugün geldiğimiz noktada, markamızla 60'tan fazla ülkede Fantom bayrağını dalgalandırıyoruz. Benim en büyük motivasyon kaynağım ise, bir gün bu başarıları yaşayacağımıza ve ülkemiz adına değer üreten bir marka oluşturacağımıza olan sarsılmaz inancımdı.

Bir markanın gerçek değeri yalnızca ürettiği ürünlerle değil, yıllar içinde tüketicinin zihninde oluşturduğu güvenle ölçülüyor. Sizce Fantom’un nesiller boyunca korumayı başardığı marka algısının ve itibarının temelinde hangi değerler yer alıyor?

Bir markanın en değerli varlığı, tüketicisiyle kurduğu güvene dayalı güçlü bağdır. Biz, bu bağı oluşturmanın yalnızca kaliteli ürün üretmekten ibaret olmadığına inandık. Bu nedenle, üretimin her aşamasında sürekli gelişimi esas aldık; kaliteyi, titizliği ve disiplini kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası haline getirdik. Tüketicilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini doğru analiz ederek, onlara güvenle tercih edebilecekleri ürünler sunmayı temel önceliğimiz olarak benimsedik. Tüm bu değerler bir araya geldiğinde ise ürünün ötesine geçen, marka ile tüketici arasında kalıcı bir güven ilişkisi oluşuyor. Bugün en büyük kazanımlarımızdan biri de, yıllar içinde inşa ettiğimiz bu güçlü bağ ve tüketicilerimizin markamıza duyduğu sarsılmaz güvendir. Bir markanın itibarı reklam bütçesi ile değil, müşterinin yıllar sonra tekrar aynı ürünü tercih etmesiyle oluşur. Biz her zaman kısa vadeli satış yerine, uzun vadeli sadakati hedefledik.

Fantom'un büyüme yolculuğuna baktığınızda, markanın kaderini değiştiren dönüm noktaları hangileri oldu? Sizi en çok zorlayan süreçler ve bugün geriye dönüp baktığınızda en fazla gurur duyduğunuz başarılar neler?

Beni en çok zorlayan dönemler, kuşkusuz kuruluşumuzun ilk yıllarıydı. Yeni doğmuş bir bebeği büyütüp hayata hazırlamak ne kadar emek ve sabır gerektiriyorsa, bir markayı pazarda var etmek, ayakta tutmak ve sürdürülebilir hale getirmek de aynı ölçüde zorlu bir süreçti. Karşılaştığım en önemli sınavlardan biri ise ülkemizin ekonomik dalgalanmalarıydı. Türkiye'nin yaklaşık her 8-10 yılda bir yaşadığı krizler, devalüasyonlar ve belirsizlik dönemleri iş dünyası açısından önemli zorluklar yarattı. Ancak, Türkiye'nin her zaman büyük bir potansiyele sahip olduğuna ve güçlü bir üretim ülkesi olacağına inancımı hiç kaybetmedim. Başarı yolculuğumuzu tek bir dönüm noktasıyla açıklamak doğru olmaz. Bizim için asıl başarı; her dönemde aynı kararlılıkla çalışmak, Ar-Ge'ye yatırım yapmak, teknolojimizi sürekli geliştirmek ve ürün gamımızı zenginleştirmeye devam etmekti. Özellikle en zorlu dönemlerde dahi yatırımlarımızdan, üretimden ve geleceğe olan inancımdan hiçbir zaman vazgeçmedim. Çünkü sürdürülebilir başarının, kısa vadeli koşullardan değil; istikrarlı yatırım, sürekli gelişim ve üretim kararlılığından geçtiğine her zaman inandım.

Türkiye'de üretim yapan yerli bir marka olarak onlarca yıldır faaliyet gösteriyorsunuz. Küresel markaların yoğun rekabet içinde olduğu bir sektörde, Türk markası olmanın size kazandırdığı avantajlar ve beraberinde getirdiği sorumluluklar nelerdir?

Türk markası olmak bizim için büyük bir gurur. Türkiye, üretim kabiliyeti yüksek, dinamik ve girişimci bir ülke. Yerli bir marka olarak tüketiciyi yakından tanıyor, ihtiyaçlarını daha doğru analiz edebiliyoruz. Bu bize önemli bir esneklik ve hız avantajı sağlıyor. Diğer taraftan bu durum önemli bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Çünkü biz yalnızca kendi markamızı değil, aynı zamanda Türk sanayisini ve "Made in Türkiye" algısını da temsil ediyoruz. Bu nedenle kalite standartlarımızı sürekli yükseltmek zorundayız. Tüketici alışkanlıkları, teknoloji ve yaşam biçimleri yıllar içinde büyük değişim gösterdi.

Fantom, farklı kuşakların ihtiyaçlarına uyum sağlamayı nasıl başardı? Bugünün tüketicisi ile markanın ilk yıllarındaki tüketici arasında en büyük farklar sizce neler?

Bugünün tüketicisi çok daha bilinçli, araştırmacı ve teknoloji odaklı. İlk yıllarda dayanıklılık ve temel performans ön plandaydı. Günümüzde ise kullanıcı deneyimi, tasarım, enerji verimliliği, akıllı özellikler gibi unsurlar da satın alma kararlarını etkiliyor. Bugün genç kullanıcıların beklentileri ile 30 yıl önceki kullanıcıların beklentileri tamamen farklı. Biz de bu değişimi yakından takip ederek ürün geliştirme süreçlerimizi sürekli güncelledik. Ar-Ge yatırımlarımızı artırdık, yeni teknolojilere yöneldik ve farklı yaşam tarzlarına uygun çözümler geliştirdik. Başarımızın önemli bir kısmı değişime hızlı uyum sağlayabilme yeteneğimizden geliyor.

Fantom'un hikâyesi aynı zamanda Türkiye sanayisinin dönüşüm hikâyelerinden biri olarak da görülebilir. Üretimden teknolojiye, ihracattan kurumsallaşmaya kadar geçen süreçte şirketin geçirdiği en önemli dönüşümleri nasıl özetlersiniz?

İlk yıllar, elbette bugünün imkânlarıyla kıyaslanamayacak kadar zorlu koşullar altında geçti. O dönemlerde imalat sanayisinde makine, teknoloji ve ekipmana erişim son derece sınırlıydı. Üretimin en kritik aşamalarından biri olan kalıp imalatını, torna ve freze tezgâhlarında büyük bir emekle gerçekleştiriyor; aylar, hatta kimi zaman yıllar süren çalışmalarla tamamlayabiliyorduk. Bugün ise CNC teknolojileri, bilgisayar destekli mühendislik ve üç boyutlu modelleme yazılımları sayesinde geçmişte bir yılda tamamlanabilen birçok üretim süreci, 10-15 gün gibi çok daha kısa sürelerde sonuçlandırılabiliyor. Teknolojinin üretime kazandırdığı hız, verimlilik ve kalite, sektörümüzün gelişiminde önemli bir rol oynadı. 1965-1970'li yıllarda Türkiye'de gelişmiş bir imalat sanayisinden söz etmek pek mümkün değildi. Ancak o yıllarda atılan cesur adımlar ve yapılan yatırımlar, bugün dünyanın birçok ülkesine üretim yapan güçlü bir sanayi altyapısının temelini oluşturdu. Geride bıraktığımız bu yolculuğa baktığımda hem şahsım hem de şirketim adına büyük bir gurur duyuyorum. Türkiye'nin üretim kültürünün gelişmesine katkı sağlayan, o ilk tohumları atan girişimciler arasında yer almak benim için en büyük mutluluk ve onur kaynaklarından biridir.

Bugün geride bırakılan onlarca yılın ardından geleceğe baktığınızda, Fantom'un önümüzdeki 10-20 yıllık yolculuğunu nasıl hayal ediyorsunuz? Markanın gelecek nesillere bırakmak istediği miras ve Türkiye için taşıdığı anlam nedir?

Önümüzdeki dönemde teknolojinin çok daha hızlı gelişeceğini biliyoruz. Akıllı ev sistemleri, yapay zekâ destekli ürünler, sürdürülebilir üretim teknolojileri ve enerji verimliliği sektörümüzü yeniden şekillendirecek. Biz Fantom’u sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da cevap veren bir marka olarak konumlandırmak istiyoruz. Daha fazla Ar-Ge, daha fazla ihracat ve daha güçlü bir küresel marka hedefimiz var. Gelecek nesillere bırakmak istediğimiz en büyük miras ise güvenilir, yenilikçi ve ülkesine değer katan bir Türk markası olmaktır. Fantom'un hikâyesinin genç girişimcilere ilham vermesini, yerli üretimin gücünü göstermesini ve Türkiye'nin sanayi yolculuğunda önemli bir örnek olarak anılmasını arzu ediyoruz. Çünkü bizim için başarı yalnızca büyümek değil; kalıcı değer üretmek ve gelecek kuşaklara güçlü bir marka bırakabilmektir. Bu doğrultuda Fantom’u Türkiye adına bir dünya markası olarak görmek en büyük arzumdur.

0 Yorum

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

LG, evlerde kullanılmak üzere Sebze Ekim Aleti tasarlıyor
2021 Serisi LG Klimalarla daha temiz hava…
TV Projesinin Simfer’in başarı hikayesinde önemli bir yer alacağına inanıyorum
Simfer’in tercihi FesKlima 
Satıcılıktan yayıncılığa geçiş hikayem
Bosch Home Comfort Group, yeni “Cool” mobil klima serisiyle yaz sezonunu eksiksiz karşılıyor