3 Temmuz 2026

47 yıldır ayakta kalan bir başarının sırrı: Güven ve müşteri memnuniyeti

Ercanlar Beyaz Eşya - Mustafa Ercan
Muğla Uğur Bayisi

Okurlarımız için kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1962 yılında dünyaya geldim. Ticaret hayatımıza 1979 yılında, sadece 4-5 metrekarelik küçük bir kırtasiye dükkanında başladık. Bunun yanında arzuhalcilik yapıyor, damga pulu bayiliği yürütüyorduk. Daha sonra Spor Toto bayiliğini de alarak işlerimizi yavaş yavaş büyütmeye başladık. 1984 yılında daha büyük bir kırtasiye mağazası açtık. 1986 yılında ise beyaz eşya sektörüne adım attık. Babamı henüz 10 yaşındayken kaybettim. Annemiz, her yaz tatilinde bizi farklı esnafların yanına çırak olarak vererek çalışma hayatına hazırladı. Bu nedenle yaptığımız iş, babadan kalan bir meslek değil; tamamen emekle, alın teriyle ve hayatın içinde öğrenerek edindiğimiz bir yolculuk oldu. Aile şirketi olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Üç erkek kardeş olarak birlikte çalışıyoruz. O günden bugüne kadar üç kardeş olarak hiç ayrılmadık. Birlik ve beraberlik içinde, birbirimize güç vererek çalışmayı sürdürdük. Şirketimiz bünyesinde; kırtasiye ve ofis market, iç ve dış mekân dijital baskı, grafik tasarım, elektronik teknik servis, dayanıklı tüketim malları ve motosiklet sektörlerinde hizmet veriyoruz.Muğla merkezde toplam altı farklı noktada mağazalarımız bulunuyor. Bugün yaklaşık 45 kişilik bir ekiple faaliyetlerimize devam ediyor, uzun yıllara dayanan tecrübemizle müşterilerimize kaliteli hizmet sunmayı sürdürüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada hem Muğla ekonomisine hem de ülke ekonomisine katkı sağlamanın gururunu yaşıyoruz. Ticari hayatımızın yanı sıra sivil toplum kuruluşlarında da aktif görevler üstlendim. Muğla Genç İş Adamları Derneği'nin kurucuları arasında yer aldım ve başkanlık görevini yürüttüm. Ayrıca Muğla Ticaret Odası'nda uzun yıllar yöneticilik ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerinde bulundum. Bugün ise tüm birikim ve tecrübemizi aile şirketimizin gelişimine aktarmak için işimizin başında olmaya devam ediyoruz.

Şu anda hangi markaların bayiliğini yapıyorsunuz?

Muğla'da Uğur markasının yetkili bayisi olarak faaliyet gösteriyoruz. Uğur, geçmişte ağırlıklı olarak derin dondurucu ürünleriyle tanınan bir markaydı. Bugün ise A'dan Z'ye geniş ürün yelpazesiyle beyaz eşya sektörünün önemli oyuncularından biri haline geldi. Koç Grubu'ndan bir yıl önce kurulan Uğur, bu yıl 72. kuruluş yılını kutluyor. Dayanıklı tüketim malları sektörünün en köklü ve en güvenilir markalarından biri olmasının arkasında; ürün kalitesi, müşteri memnuniyetine verdiği önem ve güçlü satış sonrası hizmet anlayışı bulunuyor.

Muğla merkezdeki tüketici profili ve onlara sunduğunuz hizmet anlayışınız nasıl?

Son yıllarda müşteri profilimizin daha çok orta ve üst gelir grubuna doğru değiştiğini gözlemliyoruz. Geçmişte bu müşteri kitlesi ağırlıklı olarak farklı markalara yöneliyordu. Ancak Uğur markası son yıllarda yaptığı yatırımlar, genişleyen ürün gamı ve artan marka gücü sayesinde bu algıyı önemli ölçüde değiştirmeye başladı. Bizim 47 yıldır ayakta kalabilmemizin en önemli nedeni de müşteri memnuniyeti anlayışını benimsememizdir. Her zaman önceliğimiz müşteri memnuniyeti oldu. Mağazamızdan bir beyaz eşya satın alan müşterimizin hiçbir mağduriyet yaşamamasını hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki müşteri, ödediği paranın karşılığını eksiksiz almak ister. Biz de yıllardır kaliteli ürün, güvenilir hizmet ve güçlü satış sonrası destek sunarak bu beklentiyi karşılamaya çalışıyoruz. Bugün hâlâ tercih ediliyor olmamızın temel nedeni de müşterilerimizin bize duyduğu güven ve memnuniyettir.

Muğla'nın kentleşme süreci ile tarımsal kimliği arasındaki dengeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muğla'ya geldiğinizde geniş tarım arazileriyle karşılaşırsınız. Her ne kadar bazı bölgeler çok verimli olmasa da tarım toprakları bizim en değerli zenginliklerimizden biridir. Atalarımız da bunun önemini bildikleri için yerleşim alanlarını çoğunlukla dağ yamaçlarına kurmuş, verimli ovaları tarımsal üretime bırakmıştır. Bugün de aynı bilinçle hareket etmemiz gerekiyor. Tarım arazilerini korumalı, onları gelecek nesillere eksiksiz şekilde aktarmalıyız. Gelişmiş ülkelerde bile tarım yapılabilecek alan oluşturabilmek için gökdelenlerin çatıları ve dikey tarım sistemleri kullanılıyor. Biz ise doğal olarak sahip olduğumuz verimli toprakların kıymetini çok daha iyi bilmeliyiz. Bu konu benim özellikle hassas olduğum bir mesele. Ne yazık ki plansız yapılaşma ve rant anlayışı nedeniyle her geçen gün daha fazla tarım arazisi betonlaşıyor. Oysa betonun üzerinde üretim yapılamaz. Eğer bugün topraklarımızı koruyamazsak, yarın o betonlaştırdığımız alanlardan ne ekmek ne de gıda elde edebiliriz. Belki gelecekte topraksız tarım teknolojileri daha da yaygınlaşacak; ancak bu, doğal tarım arazilerimizi korumamamız için bir gerekçe olamaz. Toprak, gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Bugün kent merkezlerinin hemen yanı başında büyük alışveriş merkezleri yükselirken, birkaç kilometre ötede insanların hâlâ tarımla uğraşıyor olması aslında çok kıymetli bir tablo. Kent ile tarımın bir arada yaşayabilmesi büyük bir avantajdır. Ben şehirlerin plansız ve kontrolsüz şekilde büyümesine karşıyım. Elbette kentler gelişecek ve büyüyecek, ancak bunun mutlaka planlı, kontrollü ve disiplinli bir şekilde yapılması gerekir. Kontrolsüz büyüme beraberinde birçok sorunu getiriyor. Yol, hastane, eğitim, altyapı ve ulaşım gibi hizmetler artan nüfusa yetişmekte zorlanıyor. Bu nedenle sadece yapılaşmayı değil, nüfus artışını da sağlıklı bir planlama anlayışıyla yönetmek gerektiğine inanıyorum. Muğla'da benim çok önem verdiğim özel bölgelerden biri de Karabağlar'dır. Dünyanın birçok yerinde yaylalar yüksek kesimlerde bulunurken, Karabağlar kentin hemen yanı başında ve kentimizden daha düşük rakımda yer alan çok özel bir doğal alandır. Ben burayı Amerika'daki Central Park'a benzetiyorum. Şehrin ortasında adeta nefes alınabilecek doğal bir vaha niteliğinde. Karabağlar bugün yapılaşmaya kapalı, doğal sit alanı ve aynı zamanda özel çevre koruma bölgesi statüsünde bulunuyor. Ancak zaman içinde çevresindeki yapılaşmanın artacağını düşünüyorum. Bu nedenle Karabağlar'ın korunması çok daha büyük önem taşıyor. Tıpkı Central Park'ın New York için taşıdığı değer gibi, Karabağlar da gelecekte Muğla'nın en kıymetli doğal miraslarından biri olacak ve değeri her geçen yıl daha da artacaktır.

İşleriniz nasıl?

Özellikle pandemi sonrasında ekonomi çok zorlu bir süreçten geçti ve hâlâ bu sürecin etkilerini yaşamaya devam ediyoruz. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar; ithalatçıyı, ihracatçıyı ve üreticiyi olduğu kadar perakendeciyi de ciddi anlamda zorluyor.

Henüz tam anlamıyla bir toparlanmadan söz etmek mümkün değil. Her yeni yıla ve her yeni aya umutla giriyoruz ancak beklentilerimizin yanında önemli zorluklarla da mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Bugün tüketiciler, ellerindeki sınırlı birikimi enflasyon karşısında koruyabilmek için farklı yatırım araçlarına yöneliyor. Diğer taraftan emekli maaşları ve asgari ücretle geçinmeye çalışan geniş bir kesim, önceliğini temel ihtiyaçlarına vermek zorunda kalıyor. İnsanlar önce mutfak masrafını, kirasını ve zorunlu harcamalarını düşünüyor. Böyle bir tabloda beyaz eşya, turizm ve benzeri sektörlere ayırabilecekleri bütçe doğal olarak oldukça sınırlı kalıyor. Bu nedenle ekonomide alım gücünü artıracak ve tüketicinin güvenini yeniden tesis edecek adımların atılması büyük önem taşıyor. Mevcut koşulların uzun süre bu şekilde devam etmesi hem ticaret hayatını hem de toplumsal yapıyı olumsuz etkileyebilir. Sahada çalışan bir esnaf olarak bunu çok net hissediyor ve gözlemliyoruz. Biz reel sektörün tam kalbindeyiz. Tüketiciyle her gün yüz yüze temas eden, onun nabzını en yakından tutan kesim biziz. Mağazamıza gelen müşteriyi ayakta karşılayıp uğurlamıyoruz. Önce oturtuyor, çayını ya da kahvesini ikram ediyor, sohbet ediyoruz. En önemlisi de onu dinliyoruz. Çünkü her müşterinin kendine özgü bir hikâyesi var. Bugün tüketicinin gerçekten zor bir dönemden geçtiğini görüyoruz. İnsanlar sadece kendi yaşamlarını sürdürmeye çalışmıyor; çocuklarına, ailelerine de destek olmak zorunda kalıyor. Bu nedenle beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim ürünlerine ayırabilecekleri bütçe ya çok sınırlı oluyor ya da hiç kalmıyor. Açıkçası bu tablo beni üzüyor. Konuya sadece ticari açıdan bakmıyorum; sosyal yönü de beni derinden etkiliyor. Toplumun ekonomik sıkıntılarını her gün birebir yaşayan insanlarla karşılaşıyoruz. Eğer sorumluluk sahibi bireylersek, bu yaşananlardan hepimizin etkilenmesi ve çözümün bir parçası olmaya çalışması gerektiğine inanıyorum. Bugün toplumun önemli bir kesiminin orta gelir grubundan alt gelir grubuna doğru gerilediğini görüyoruz. Elbette gelir seviyesini yükseltenler de var, ancak bunlar genel tablo içinde oldukça sınırlı bir kesimi oluşturuyor. Ülkemizin içinde bulunduğu bu ekonomik tablo beni gerçekten üzüyor. Dileğim, insanların yeniden alım gücünün arttığı, üretimin ve ticaretin canlandığı daha güçlü bir ekonomik ortamın oluşmasıdır.

Bugünkü tecrübenizle 47 yıl öncesine dönseniz yine aynı mesleği seçer miydiniz? Çocuklarınız işleri devam ettirecek mi?

İnsanlarla konuşmak, iletişim kurmak ve fikir alışverişinde bulunmak elbette keyifli. Ancak iş ticarete geldiğinde şartlar değişiyor. Günümüz rekabet ortamı oldukça sert. Elinizde yeterli stok bulunmasına rağmen sürekli daha fazla ürün almaya yönlendiriliyorsunuz. Ticaret artık çok daha dikkatli yönetilmesi gereken bir alan haline geldi. Biz de bu zorlu ekonomik koşullarda ayakta kalabilmek için zaman zaman gerekli tedbirleri aldık, risklerimizi doğru yönettik ve kontrollü hareket ettik. Sanırım uzun yıllardır varlığımızı sürdürebilmemizin en önemli nedenlerinden biri de bu oldu. Muğla'da dayanıklı tüketim malları sektörünün geçmişine baktığımızda, bu alanda yıllarca önemli hizmetler vermiş değerli büyüklerimiz vardı. Onların bir kısmı sektörden çekildi. Bugün ise biz, yılların birikimi ve tecrübesiyle faaliyetlerini sürdüren sayılı firmalardan biri olarak yolumuza devam ediyoruz. Bu da bizim için hem önemli bir sorumluluk hem de büyük bir gurur kaynağıdır. Çocuklarım gerekli eğitimlerini aldılar. Ancak açık konuşmak gerekirse, gelecekte bu işi sürdürüp sürdürmeyecekleri konusunda çok emin değilim. Bu tamamen onların kendi tercihleri olacak. Elbette aile şirketimizin devam etmesini isterim, ancak bu kararı onların istekleri, hedefleri ve hayata bakışları belirleyecek.

Uğur markasının sizin için anlamı ve sektördeki yeri nedir?

İşin güzel bir tarafı da şu; oğlumun adı da Uğur. Bu nedenle markayla aramızda ayrı bir gönül bağı oluştu diyebilirim. Uğur'u sadece bölgemizin bir markası olarak görmüyoruz. Adeta Muğla'nın, Menteşe'nin ve bizim ailemizin markası gibi benimsiyoruz. Bence üretici ile bayi arasındaki güçlü iletişim ticaretin en önemli unsurlarından biridir. Bir markanın en üst düzey yöneticileri bayisini dinliyor, sorunlarını anlıyor ve çözüm üretmeye çalışıyorsa, bu durum sahaya doğrudan yansıyor. Bugün yolumuza Uğur markasıyla devam ediyoruz. Geçmişte ulusal ve uluslararası birçok markayla çalışma fırsatımız oldu. Ancak bölgemizin köklü üretim markalarından biri olan Uğur'un bizim için ayrı bir değeri var. Ürün kalitesini, satış sonrası hizmetlerini ve servis organizasyonunu değerlendirdiğimizde son derece başarılı bir marka olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle satış sonrası hizmetlerde hızlı çözüm üretmesi ve müşteri memnuniyetine verdiği önem, markayı farklı bir konuma taşıyor. Bugüne kadar Uğur markasıyla ilgili müşterilerimizden ciddi bir mağduriyet ya da olumsuz geri dönüş almadık. Ne markaya yönelik ne de bize yönelik memnuniyetsizlik oluşturan bir durumla karşılaşmadık. Bu da hem markaya olan güvenimizi pekiştiriyor hem de müşterilerimize gönül rahatlığıyla tavsiye edebilmemizi sağlıyor. Ticarette en önemli sermayenin güven olduğuna inanıyoruz ve Uğur markası da bu güveni destekleyen önemli iş ortaklarımızdan biri olmaya devam ediyor. Günümüz rekabet ortamında tüketicinin en çok önem verdiği unsurlar bunlar. Bu nedenle Uğur'un önümüzdeki dönemde sektördeki pazar payını artırarak diğer markaların payından daha fazla pay alacağını düşünüyorum. Bizim en büyük avantajlarımızdan biri ise 47 yıllık köklü bir firma olmamız. Bu geçmiş sayesinde birçok marka bizimle çalışmak istiyor. Örneğin birçok mağaza tek bir klima markasıyla faaliyet gösterirken, biz müşterilerimize 10 farklı markayı sunabiliyoruz. Bu bize önemli bir esneklik kazandırıyor. Her ne kadar Uğur yetkili bayisi olsak da müşterimizin ihtiyacına en uygun ürünü ve markayı sunabilecek çeşitliliğe sahibiz. Bizim için önemli olan tek bir markayı satmak değil, müşterimizin beklentisini en doğru ürünle karşılayarak memnuniyetini sağlamaktır.

Bugün bir beyaz eşya bayisi olarak sizi en çok zorlayan sorunlar nelerdir?

Ana firmaların, uzun yıllardır birlikte çalıştıkları ve samimiyetine güvendikleri bayilerine daha fazla güvenmeleri gerektiğine inanıyorum. Çünkü bayiler sadece kendi ticari çıkarlarını değil, temsil ettikleri markanın itibarını ve geleceğini de korumak için çalışıyorlar. Sahada markayı temsil eden ilk kişi bayidir. Tüketicinin yaşadığı herhangi bir mağduriyet ya da talep karşısında üretici firmaların hızlı ve çözüm odaklı hareket etmesi büyük önem taşıyor. Sorunlar ne kadar kısa sürede çözülürse hem müşteri memnuniyeti artar hem de markaya duyulan güven güçlenir. Bunun yanında sektörün en önemli sorunlarından biri de finansman koşullarıdır. Tüketicinin alım gücü son yıllarda ciddi şekilde geriledi. Gelir seviyesindeki düşüş, dayanıklı tüketim malları başta olmak üzere birçok sektörü doğrudan etkiliyor. Bugün yaşadığımız ekonomik sıkıntılar yalnızca beyaz eşya sektörünün değil, üretimden perakendeye kadar tüm iş dünyasının ortak sorunu haline gelmiş durumda.

Şirketiniz için geleceğe dair en büyük hedefiniz nedir?

İşletmemizde yaklaşık 20 yıldır birlikte çalıştığımız Mustafa Çiftçi kardeşimiz var. Kendisi, uzun yıllardır emeği ve katkısıyla şirketimizin önemli bir parçası haline geldi. Böyle değerli çalışma arkadaşlarımızın işletmeyi daha fazla sahiplenmeleri için belirli ölçüde sorumluluk ve yetki paylaşımını doğru buluyorum. İnsanlar kendilerini bu yapının gerçek bir parçası olarak gördüklerinde çok daha büyük bir motivasyonla çalışıyorlar. Aslında bugün de çalışanlarımız işlerini kendi işletmeleri gibi sahipleniyorlar. Bu bizim için son derece kıymetli. Çünkü bir şirketi uzun yıllar ayakta tutan en önemli unsur, çalışanların aidiyet duygusudur. Elbette en büyük arzum, çocuklarımızın da zamanı geldiğinde şirketin yönetimini devralmaları ve çağın gereklerine uygun, yenilikçi yaklaşımlarla bu mirası daha da ileriye taşımalarıdır. Biz 47 yılda önemli bir marka değeri oluşturduk. Dileğim, bu değerin gelecek kuşaklar tarafından korunması, geliştirilmesi ve en az bir 47 yıl daha başarıyla yaşatılmasıdır.

0 Yorum

Yorum Gönder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Siemens EQ.9 connect ile yeni yılda yeni kahve lezzetlerini keşfedin
Omni-channel için bayilerini doğru organize edebilen firmalar avantaj sağlayacak
Samsung, yeni ‘Neo QLED 8K’ ekran serisini tanıttı
2022 yılında daha uzun vadeli bağlantı talepleri ve siparişler ile karşılaşacağız
Biz müşterilerimizle birlikte 100 metre koşmak için değil uzun mesafeli koşmak için bir araya geldik
Müşterinin bizi yalnızca bir buzdolabı satıcısı olarak değil, zamanla aileden biri gibi görmesi önemli