Öncelikle kendinizi ve şirketinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
1948 yılında Manisa’da doğdum. Ticarete seyyarlıkla başladım. 1960 yılında çakmak taşı ve çakmak benzini satarak iş hayatına adım attım. 1965 yılına kadar seyyar olarak çalıştım. 1965 yılında, abim askere gidince ona ait dükkânı işletmeye talip oldum ve 1968’e kadar burayı ben yönettim. Ardından askere gittim. Dönüşümde, 1970 yılında kendi dükkânımı açtım ve hâlen aynı yerde faaliyet göstermeye devam ediyorum. 1980 yılında karşı taraftaki daha büyük dükkânı satın alma fırsatımız oldu. Böylece işimizi büyüttük ve özellikle büyük emtia ürünlerine yöneldik. İlk açtığımız dükkân sadece 26 metrekareydi. İkinci dükkânın da eklenmesiyle birlikte hem alanımız genişledi hem de müşteri portföyümüz hızla arttı. Bugün 55 binden fazla kayıtlı müşteriye sahibiz. Bu bizim için hem büyük bir servet hem de büyük bir gurur kaynağı. Yıllar içinde bu noktaya ulaşmamız; müşterilerimize iyi davranmamız, kaliteli hizmet sunmamız ve sattığımız ürünlerin arkasında durmamız sayesinde oldu. Şu anda üç oğlumla birlikte aynı iş yerinde çalışıyoruz. Ekibimizde 8 çalışan bulunuyor ve içlerinde 25-30 yıldır bizimle olan arkadaşlarımız var. Bu da kurduğumuz yapının ne kadar güçlü ve kalıcı olduğunun en önemli göstergelerinden biri.
Hangi markalarla çalışıyorsunuz?
Güncel iş ortaklıklarımıza ve ürün yelpazemize gelecek olursak; şu anda Arçelik grubu bünyesinde Altus markasıyla çalışıyoruz. Seren Pazarlama’nın distribütörü olduğu markalardan Şenocak-Klimasan grubunun ürünlerini müşterilerimizle buluşturuyoruz. Bisiklet grubunda dünya markası olan Bianchi ile iş birliğimiz devam ediyor. Aynı zamanda Haier ürünlerinin bayiliğini yapmaktayız. Diğer pek çok marka için resmi distribütörlük almamış olsak da mağazamızda her çeşit ürünü bulundurmaya özen gösteriyoruz. Geniş ürün gamımızla, müşterilerimizin her türlü ihtiyacına cevap verebilecek bir yapıya sahibiz.

Genel olarak bölgenizin yapısından bahseder misiniz?
Tam 60 yıldır bu çarşıda ticaretle uğraşıyoruz. Burası Manisa’nın kalbidir; eski fotoğraflara baktığınızda şehrin ticari hayatının hep burada aktığını görürsünüz. Potansiyeli oldukça yüksek bir bölgedeyiz. Son 3-4 yıldır kuyumcuların da burayı yoğun olarak tercih etmeye başlamasıyla çarşımızın değeri iyice arttı. Biz, beyaz eşya sektörü özelinde bu çarşının ilklerinden biri olma gururunu taşıyoruz Beyaz eşya sektöründe geçmiş dönemlere göre nasıl bir değişim var? Çok sayıda marka ve satıcı oluştu. İzmir’in yakın olması, özellikle ürün temini açısından bize önemli avantaj sağlıyor. İstanbul’dan alışveriş yapmak yerine, İzmir’deki toptancı bayilerle daha yoğun çalışıyoruz. Eskiden ürünlerimizi İstanbul Tahtakale veya Sirkeci’den temin ederdik. Günümüzde ise işler oldukça kolaylaştı. Toptancılar buraya kadar geliyor, siparişlerimizi alıyor ve teslimatlarını gerçekleştiriyor. Biz hâlâ eski tabirle “ahilik” anlayışıyla çalışıyoruz. İnternet satışına girmiyoruz. Müşterilerimizin büyük bir kısmını yakından tanıyoruz. Senetli satışlarımız bölgede oldukça güçlü. Pandemi dönemi ve çeşitli krizler yaşanmasına rağmen biz bu süreçlerden etkilenmedik. Bildiğimiz, alışık olduğumuz şekilde işimizi sürdürmeye devam ediyoruz. İşleriniz şu sıralar nasıl? İnternet satışları sektörde dengeleri ciddi şekilde değiştirdi. Bunun yanında, üç harfli marketlerin hemen her ürünü satmaya başlaması da piyasayı olumsuz etkiliyor. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen bizim en büyük gücümüz, yıllardır oluşturduğumuz sadık müşteri portföyümüz. Bu nedenle, yaşanan değişimlere rağmen işimizi sağlam bir şekilde sürdürmeye devam ediyoruz.
Müşterilerinize siz ne tür farklılıklar sunuyorsunuz?
Biz burada kendi sermayemizi müşteriye kullandırıyoruz. 12 aya kadar senetli satış yapıyoruz ve bunu herkes gerçekleştiremez. Finansmanı tamamen kendi bünyemizde sağlıyor, bankalara yönlendirmiyoruz. Ödemeler genellikle elden alınıyor ve ilk 1-2 ay için herhangi bir vade farkı uygulamıyoruz. Bu yaklaşımımız, müşteri sayımızın artmasına önemli katkı sağlıyor. Tedarikçi firmalar da farklı finansal opsiyonlarla bize geliyor. Ancak içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar nedeniyle piyasada ciddi bir nakit sıkışıklığı var. Birçok firma ters valör uyguluyor; yani vadeli alım yapıp peşin ödeme teklif edebiliyor. Biz de şartlarımıza en uygun olan modeli tercih ederek tedarik sürecimizi yönetiyoruz. Yaptığımız işi büyük bir sevgiyle sürdürüyoruz. Müşterilerimiz bizim için gerçekten birer velinimet. Karşılıklı güven ve bağlılık söz konusu. Zor zamanlarında müşterilerimize gerekli toleransı gösteriyor, onların yanında olmaya özen gösteriyoruz.
Tekrar dünyaya gelseniz yine bu işi yapar mısınız?
Biraz düşünürüm. Artık işler eskisi kadar kolay değil. Maliyetler ciddi şekilde arttı. Özellikle kiralar bölgemizde oldukça yüksek seviyelere ulaştı. Manisa, sanayi, yoğunluğu nedeniyle diğer şehirlere kıyasla daha pahalı bir noktaya geldi. Kuyumculuk gibi yüksek kazançlı sektörlerin de etkisiyle genel maliyetler yukarı çekildi. Bu durum doğal olarak bizim girdi maliyetlerimize de yansıyor ve sektör genelinde bir sıkışma hissediliyor. Nitekim Manisa sanayi bölgesinde çalışan firmalar işçi çıkarmaya başladı. Büyük firmalarda bile bu tür gelişmeler yaşanıyor. Bu nedenle çok daha dikkatli hareket etmek zorundayız. Bugüne kadar hiç kredi kullanmadık, tüm işlerimizi öz sermayemizle yürüttük. Bu prensiple çalışan firmaların, doğru yönetildiği takdirde her koşulda ayakta kalabileceğine inanıyoruz.

Büyük markalardan sizinle çalışma teklifi geldi mi?
Evet, zaman zaman büyük markalardan teklifler aldık. Ancak onların belirli standartları ve çalışma şartları var. Gönderdikleri ürünleri almak, çoğu zaman da farklı markalarla çalışmamak gibi kısıtlamalar getiriyorlar. Ben ise daha bağımsız hareket etmeyi tercih ettim. Mehmet Akif Ersoy’un da ifade ettiği gibi, hür olmak benim için her zaman daha değerli oldu. Bu şekilde çalışmak bana daha fazla esneklik ve rahatlık sağlıyor. Belirli adetlerde alım yapıyor, kendi dengemizi kendimiz kuruyoruz. Kendi depolarımızın olması da bize önemli bir avantaj sağlıyor. Türkiye’de enflasyonun %40-50 seviyelerinde seyrettiği bir ortamda, stok gücü ve doğru fiyatlama büyük önem taşıyor. Ürünleri peşin ve daha uygun fiyatlarla sunabildiğimiz için rakiplerimizin bizimle rekabet etmesi zorlaşıyor. Bu da yıllardır oluşturduğumuz yapının ve disiplinin bir sonucu.
Bugünlerde en çok hangi ürün satılıyor?
Bu yıl beyaz eşya sektöründe özellikle kurutma makinesi satışlarında ciddi bir artış yaşandı. Artık hanelerde iki kişinin de çalışması, kurutma makinesini adeta bir ihtiyaç haline getirdi. Ayrıca balkonlarda çamaşır asacak alanın olmaması da bu talebi artıran önemli bir etken. Kış döneminde oldukça yüksek satış rakamlarına ulaştık ve halen talep güçlü şekilde devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de bu ürün grubunun büyüme potansiyeli oldukça yüksek görünüyor. Klima tarafında da benzer bir hareketlilik söz konusu. Devletin ithal klimalara uyguladığı ek vergiler sonrası tüketiciler yerli ürünlere yönelmeye başladı. Bu gelişme, satışlarımızı olumlu yönde etkiledi. Günümüzde klimalar sadece soğutma değil, aynı zamanda ısıtma amacıyla da yoğun şekilde kullanılıyor ve bu da talebi artırıyor. Bunun yanında küçük ev aletleri kategorisinde de satışlar istikrarlı şekilde devam ediyor.
Tüketici alışkanlıkları ne ölçüde değişti?
Özellikle Z kuşağının etkisiyle sektörde nasıl bir dönüşüm yaşanıyor? Her geçen gün nüfus artıyor ve buna bağlı olarak tüketim alışkanlıkları da değişiyor. Z kuşağı farklı kanallardan alışveriş yapmayı tercih etse de aile büyüklerinin etkisi devam ettiği sürece bizden alışveriş yapmayı sürdürüyorlar. Özellikle inşaat sektöründe çalışan müşteri grubumuzun taksitli alışverişe ilgisi oldukça yüksek. İki kişinin çalıştığı hanelerde düzenli bir gelir oluşuyor ve bu da 8-10 bin TL seviyelerinde taksit ödemelerini mümkün kılıyor. Üstelik bu grubun genel giderlerinin sınırlı olması, ödeme disiplinlerini de olumlu yönde etkiliyor. Bu nedenle bu müşteri kitlesine yoğun şekilde hitap ediyor ve satışlarımızı bu doğrultuda geliştiriyoruz. Bizim sistemimiz klasik perakende anlayışından farklı. Her geçen gün satışlarımızı artırmaya devam ediyoruz. 55 bini aşkın kayıtlı müşteriye sahip olmak ise bizim için en büyük sermaye. Bazen bir maç izlerken, “Bu stat kadar müşterim var” diye düşünmek bile ayrı bir gurur veriyor.
Sizi en çok yoran, rahatsız eden, zorlayan şeyler nedir?
Servis tarafında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, servislerin markalardan yeterli desteği alamaması. Bu nedenle bazı servisler, özellikle garanti kapsamındaki ürünlere öncelik vermemeyi tercih edebiliyor. Bu durum da sahada önemli aksaklıklara yol açıyor. Biz bu noktada sorumluluk alarak kendi bünyemizden ekipler yönlendiriyor, çözümü kendi imkânlarımızla üretmeye çalışıyoruz. Çünkü çoğu zaman müşteri servise dahi ulaşmakta zorlanıyor. Büyük firmaların özellikle bu alanda zaman zaman ciddi sıkıntılar yaşadığı görülüyor. Öte yandan ekonomik koşullar nedeniyle bazı firmalar faaliyetlerini sonlandırabiliyor. Ancak bu firmaların sattığı ürünlerin garanti süreçleri devam ediyor. Böyle durumlarda yaşanan sorunlar çoğunlukla hukuki boyuta taşınıyor ve mahkeme kararları genellikle müşteri lehine sonuçlanıyor. Biz de müşterimizin mağdur olmaması adına bu yükü üstleniyor, elimizden gelen desteği sağlamaya devam ediyoruz.

Bu iş sürdürülebilir mi gelecekte?
Bu kadar güçlü bir potansiyeli yıllarca sürdürmek elbette çok değerli. Ama bu iş, ancak severek yapıldığında anlam kazanıyor. Maalesef çocuklarıma bu işi tam anlamıyla sevdiremedim. Zaman zaman seviyor gibi davranıyorlar ama içten gelen bir bağlılık henüz oluşmuş değil. Ben de bu konuda acele etmiyor, sabırla bekliyorum. Bir erkek torunumuz var. O ise şimdiden bu işe ilgi duyuyor. Hatta anne ve babası bana kızıyor, “Senin yanına gelip bu işi sevdi” diye. Ama ben içten içe bunun da ayrı bir mutluluğunu yaşıyorum.
Perakendecilikle ilgili, tecrübelerinize dayanarak ders niteliğinde öneriler paylaşır mısınız?
Bu kadar yüksek bir müşteri potansiyeline sahip olunca, satış ekiplerimizin de farklı bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Bir müşteri ürün almak istediğinde, ona sadece ürünü vermek yetmez; özelliklerini doğru ve anlaşılır şekilde anlatmamız gerekir. Ancak ne yazık ki bu konuda eksiklerimiz var. Ürünü yeterince anlatamamak, benim en büyük sıkıntılarımdan biri. Satış ekibine her zaman şunu söylüyorum: “Biz sigara bayisi değiliz.” Yani ürünü sadece verip geçemeyiz, anlatmak zorundayız. Çünkü ürün doğru anlatıldığında zaten kendini satar. Asıl mesele, satışı güvene dönüştürebilmektir. Bu da yılların getirdiği bir tecrübe. Şuna inanıyorum: Soru soran her müşteri aslında potansiyel bir alıcıdır. Belki bugün almaz, belki yarın… Ama siz güven veren bir iletişim kurarsanız, o satış mutlaka gerçekleşir.
Geleceğe dair hedefleriniz nelerdir?
78 yaşındayım ve üç oğlum var. Onların önünü hiçbir zaman kesmedim. Yaklaşık 6-7 yıl önce sahip olduğum gayrimenkulleri üçe bölerek kendilerine devrettim. “Benden tatil için para istemeyin, buradan elde ettiğiniz kira gelirleriyle hayatınızı sürdürün” dedim. En azından ellerinde bir güvence olsun istedim. İş yerimize geliyorlar ancak henüz beklediğim seviyede bir tatmin oluşmuş değil. Bu nedenle ben hâlâ işi büyütme isteği taşıyorum. Bu işten geçiniyoruz, şükürler olsun. Daha fazlasını istemekten ziyade, mevcut yapıyı sağlam tutmak benim için daha önemli. Çünkü işi büyüttükçe sorumluluğunuz ve derdiniz de büyüyor. Burada en kritik unsur çeşitlilik. Farklı ürün gruplarına sahip olmak, durgunluğu ortadan kaldırır. Bir ürün satılmazsa diğeri satılır. Çeşit varsa iş hiçbir zaman tamamen durmaz. Uzun yıllara dayanan bir firma olduğumuz için, piyasada bulunamayan ürünleri arayan müşteriler de bizi tercih ediyor. Ayrıca küçük bir ürün almak için gelen müşteri, zamanla daha büyük alışverişler de yapabiliyor.
Markalara ve bayilere nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Bugün sattığımız ürünlerin büyük bölümü yurt içinde üretiliyor. Ancak yurt dışından gelen ürünlerle kıyasladığımızda, bazı teknolojilerin aslında 10-15 yıl önce uygulanmış olduğunu görüyoruz. Buna rağmen hâlâ maliyet düşürmek adına bazı eksik veya düşük kaliteli parçalar kullanılabiliyor. Üstelik bu durum sadece küçük üreticilerde değil, büyük firmalarda da karşımıza çıkıyor. Bizim beklentimiz, teknolojinin dünya ile eş zamanlı ilerlemesi ve üretim kalitesine çok daha fazla özen gösterilmesidir. İmalat tarafında atılacak her doğru adım, sektörün tamamına olumlu yansıyacaktır.








0 Yorum