Sektörün 2026 yılı Ocak–Şubat dönemine ait verilerinin hem iç pazarda hem de ihracatta daralmanın devam ettiğini, üretim tarafında ise bu eğilimin daha belirgin bir şekilde hissedildiğini gösterdiğini söyleyen TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkanı Alper Şengül, daralmanın sektörün genel performansı üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü ifade etti: "Ocak–Şubat kümüle verileri, geçen yılın aynı dönemine kıyasla iç satışlarda %14, ihracatta %19 ve üretimde %26 gerilemeye işaret etmektedir. Bu dönemde iç satışlar 1,4 milyon adet, ihracat 2,6 milyon adet, üretim ise 3,9 milyon adet seviyesinde gerçekleşmiştir.
Şubat ayı verilerine bakıldığında, iç satışlarda %10’luk sınırlı bir düşüş gözlemlenirken, ihracatta %20 ve üretimde %31 oranındaki gerilemeler dikkat çekmektedir. Bu durum, dış talepteki zayıflık ve üretimdeki daralmanın sektörün genel performansı üzerindeki baskısını sürdürdüğüne işaret etmektedir.
Ortaya çıkan bu tablo, sektörümüzde daralmanın süreklilik kazandığını ve rekabet koşullarının giderek zorlaştığını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, yalnızca talep tarafındaki gelişmeler değil, maliyet yapısını etkileyebilecek unsurlar da sektörümüz açısından kritik önem taşımaktadır. Bu bakımdan nihai aşamaya yaklaşan soğuk haddelenmiş, galvanizli ve boyalı yassı çelik ürünlerini kapsayan anti-damping soruşturması yakından takip edilmektedir. Söz konusu sürecin ilave ek yükler getirmesi halinde, bu durum üretim maliyetlerini, ihracat performansını, istihdamı ve nihai ürün fiyatlarını doğrudan etkileyebilecektir. Yassı çeliğin toplam maliyetler içindeki yüksek payı dikkate alındığında, bu alandaki gelişmeler sektörün rekabet gücü açısından kritik önem taşımaktadır.
Bu noktada, dar bir ürün grubunu korumaya yönelik ilave önlemlerin, daha geniş istihdam yaratan ve yüksek ihracat kapasitesine sahip sektörlerde daha büyük ekonomik maliyetler doğurabileceği, üretim ve ihracattaki daralmanın derinleşmesi halinde bu etkinin zaman içinde tedarik zincirinin tamamına yayılabileceği düşünülmektedir.
Öte yandan soruşturma kapsamındaki ürünlerin teknik farklılıkları ve bazı segmentlerde yerli arzın yetersiz kalması, ithalatı birçok durumda zorunlu hale getirmektedir. Devam eden soruşturmalar değerlendirilirken Türkiye’nin genel üretim gücü, ihracat kapasitesi, istihdam yapısı ve rekabetçiliği birlikte gözetilmelidir. Özellikle Türkiye’de üretimi bulunmayan ürünlerin kapsam dışında tutulması ve boyalı/kaplı sac gibi teknik olarak
farklılaşan ürün gruplarının ayrıca değerlendirilmesi daha dengeli ve gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.
Bu çerçevede daralma eğilimi ve artan maliyet baskıları, sektörümüz açısından dikkatle ele alınması gereken çok boyutlu bir tabloya işaret etmektedir. Bu süreçte, üretim sürekliliğimizi ve rekabet gücümüzü koruyarak yeniden ivme kazanmak, aynı zamanda ihracat kapasitemizi ve istihdam yapımızı güçlendirmek önceliğimiz olmaya devam edecektir."
Raporun tamamını ve detayları aşağıdaki linkten görebilirsiniz;








0 Yorum